(3402 S. K. m. 5, 11, 27)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Feride Çakmak tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 129 Ada 4 parsel sayılı 7702,74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek, malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesi'ne davacı Feride Çakmak tarafından davalı İsmail, Yusuf ve Mevlüt Şahin aleyhine açılan paya yönelik elatmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Yargılama sırasında Saime Şimşek, Ayişe Kaya ve Naime Kaya da davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti gibi ve veraset ilamlarına göre davalılar ve davalı mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanan delilleri ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro sırasında dava konusu 129 ada 4 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak davalı Ömer oğlu İsmail Şahin ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Ne var ki taşınmazın Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğunun anlaşılması üzerine malikhanesi iptal edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmüne göre malikinin hükmen belirlenebilmesi için tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine tespit gününden önce davacı Feride Çakmak tarafından davalı İsmail, Yusuf ve Mevlüt Şahin aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan paya yönelik el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kural olarak dava konusu taşınmaz hakkında tespit gününden önce Genel Mahkemeye açılan bir davanın varlığı halinde 129 Ada 4 parsel sayılı taşınmazın malikhanesinin yanılgı ile doldurulmuş olmasının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanesinin açık bırakılmak suretiyle yapıldığının kabulü gerekir. Yanılgı ile malikhanesinin doldurulmuş olması tespit tutanağında tespit malikleri olarak gösterilen kişilerin davada zorunlu olarak taraf olmalarını gerektirir.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 27/3 maddesi hükmü gereğince tespitten önce genel mahkemeye açılan dava dosyası ile aynı yasanın 5. maddesi hükmü gereğince Kadastro Müdürlüğü tarafından gönderilen 129 ada 4 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen kadastro tespit tutanağı birleştirilmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmüne uygun şekilde 30 günlük askı ilanları yapılmalı, ilan süresi dolmadan kadastro hakiminin oturumu açamayacağı, bir başka deyişle yargılama yapamayacağı gözönünde tutulması gerekir. Mahkemece yöntemine uygun biçimde askı ilanları yapılmamıştır.
O halde, öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11.maddesi hükmünde öngörüldüğü biçimde 30 günlük askı ilanları yapılmalı, bundan sonra taraflardan iddia ve savunmaları doğrultusunda, taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, dava dilekçesi yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, bu yolla aktarılan davanın kapsamı belirlenmeli, 129 Ada 4 parsel sayılı taşınmazın gerçekten aktarılan davanın kapsamı olup olmadığı belirlenmeli, sözü edilen taşınmazın gerçekten aktarılan davanın kapsamı olduğu saptandığı takdirde iddia ve savunma doğrultusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerin beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde, tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek çelişki giderilmeli, 129 Ada 4 parsel sayılı taşınmazın aktarılan davanın kapsamı olmadığı takdirde taşınmazın olağan yönteme göre kadastrosunun tamamlanması için tutanak ve eki belgelerin kadastro müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verileceği düşünülmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hükmün korunması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de kadastro hakiminin infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğu ortada bir tespit bulunmadığı, tespitin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmüne göre malikhanesi açık bırakılmak suretiyle yapıldığı gözardı edilerek taşınmazın tutanağın malikhanesi dolu kabul edilerek tespit gibi mirasçıların kimlik ve payları hüküm yerinde gösterilmeden ve davalı mirasçıları ile davalılar adlarına veraset ilamına yollama yapılarak infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz olup,
Sonuç: Davacı Feride Çakmak'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 15.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy