(3402 S. K. m. 12, 13, 46)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava ve temyize konu 8719 ve 8720 parsel sayılı, sırasıyla 1675 m2 ve 987.50 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Mümin, Mehmet, Mustafa ve Özden Türkkan adlarına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar Muaviye (Maviye) Pekşen ve paydaşları 8720 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davacı Fahriye Pekşen ve paydaşları ise 8719 parsel sayılı taşınmaz hakkında aynı iskan kaydına dayanmak suretiyle dava açmışlar; taşınmazların kadastroca davalılar adına tesciline dayanak olan tapu kaydının, yolsuz tescil sonucu oluştuğunu ve kayden satın alan davalıların iyi niyetli olmadıklarını öne sürerek, davalılar adına kadastro sonucu oluşan tapu kaydının iptali ile taşınmazların adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir. Tarafların dayandığı kadastro tespitine dayanak yapılan iskan yoluyla hazinenin tahsis ve temlikinden oluşan tapu kaydının dava konusu 8719 ve 8720 parsel sayılı taşınmazlar ile dava dışı 8721 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp doğru olarak değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında iddia ve savunmanın öne sürülüş biçimi dikkate alındığında bu konuda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tarafın tutunduğu ve dava konusu taşınmazları kapsadığı belirlenen teşrinievvel 1926 tarih 5 sayılı iskan kaydının Hacı Ahmet oğlu Mümin zevcesi Zübüş, kızı Hatice, biraderi Ali ve Selim, Ali zevcesi Huriye, Ali oğlu Mümin ve Validesi Fatma adına oluşturulmuştur.
İskan kayıt maliklerinin iskan kaydının kapsamı olan dava konusu 8719 ve 8720 ve dava dışı 8721 parsel sayılı taşınmazlardan oluşan taşınmazı 1926 ve 1927 yıllarında haricen paylaştıkları, paylaşma ile iskan kaydının kapsamı olan taşınmazın üç eşit parçaya ifraz edildiğini, ifraz yoluyla oluşan üç parça taşınmazın Ahmet oğlu Mümin, zevcesi Zebuş ve kızı Hatice'ye, Mümin biraderi Ali zevcesi Huriye, oğlu Mümin ve anası Fatma (Ayşe)'ye ve Selim'e isabet ettiği, iskan kayıt malikleri arasında yapılan harici paylaşmaya göre iskan kayıt maliklerinin, iskan kaydındaki payları karşılığında kendilerine isabet eden taşınmazları kullandıklarını tespite dayanak yapılan davalıların tutunduğu tapu kaydının temelini oluşturan iskan kayıt maliklerinden kendi miras bırakanlarının ketmedilerek K.sani 1935 tarih 1050 sayılı gerçeği yansıtmayan tapu kaydının oluşturulduğunu öne sürerek dava ve temyize konu 8720 parsel sayılı taşınmazın iskan kayıt maliki Mümin Pekşen mirasçıları, 8719 parsel sayılı taşınmazın ise Selim Pekşen mirasçıları Fahriye Pekşen ve paydaşları adına payları oranında tapuya tescili istemiyle davacılar dava açtığına göre mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacıların dayandığı 4 T.Evvel 1926 tarih 5 sayılı iskan kaydının onaylı olup olmadığının araştırılması, daha açık bir anlatımla tutunulan iskan kaydının mülki amir tarafından onaylanıp onaylanmadığı duraksamasız belirlenmelidir. Ne var ki sözü edilen bu hukuksal olgu dosya içeriği ve getirtilen iskan kayıt örneğinden anlaşılamamaktadır.
O halde öncelikle davacıların dayandığı iskan kaydının onaylı olup olmadığı mülki amirlikten yerel Tapu Sicil Müdürlüğü ile Toprak ve İskan Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, ayrıca yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden ve mülki amirlikten varsa iskan temlik defterinin sözü edilen bölümünün aslı ya da onaylı örneği getirtilen tahsis ve temlik gününde sözü edilen belgenin mülki amir tarafından onaylanıp onaylanmadığı araştırılmalı, iskan kaydı yada iskan temlik defterinin onaylı olduğunun belirlenmesi halinde onay gününde hazine tarafından geri alınmamış olmak koşuluyla taşınmaz mülkiyetin kendiliğinden iskan yoluyla tahsis ve temlik yapılan iskan kayıt maliklerine geçeceği düşünülmeli, sözü edilen onaylı iskan kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunun 46. maddesi hükmü eşliğinde tapu kaydı niteliğinde bir belge olduğu gözönünde tutulmalı, iskan kaydı dayanak yapılarak oluşturulan K.Sani 1935 tarih 1050 sayılı tapu kaydının gerçeği yansıtmayan yolsuz sicil niteliğinde olduğu düşünülmeli, davacıların dayandığı iskan kayıt maliklerinden Selim, Huriye ve Mümin'in ölüm günlerine göre iskan kaydındaki paylarının hukuksal değerini koruduğu, 1940 yılında öldüğü belirlenen Ali Pekşen'in payının ise kadastro tespit gününe göre 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmüne göre hukuksal değerini yitirdiği gözönünde tutulmalı, iskan kayıt maliki Fatma (Ayşe)'nin ölüm günü sağlıklı biçimde belirlenmeli, adı geçenin dayanılan iskan kaydındaki payının hukuksal değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı, açık bir anlatımla 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen koşulların davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra iskan kayıt maliki Ali Pekşen'in payının hukuksal değerini yitirdiği, iskan kayıt malikleri Selim, Huriye ve Mümin'in paylarının da hukuksal değerini koruduğu düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 26.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy