(6831 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 168 ada 86 parsel sayılı 8174,79 m2 ve 168 ada 87 parsel sayılı 11044.87 m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Tesbit gününden önce açılan ve Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacı Zeynep Gürlek'in miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak hazine ile Kullar (Yeşilkent) Belediye Tüzel Kişiliği aleyhine açtığı, tescil davasından 86 ve 87 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalar ayrılarak Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 168 ada 86 ve 87 parsel sayılı taşınmazların miras bırakanı Şeyho Şahin mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların aktarılan davanın kapsamında kaldığı, taşınmazlar üzerinde tesbit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın açıldığı günde adlarına tescile karar verilen zilyetleri Şeyho Şahin mirasçısı davacı Zeynep ile dava dışı paydaşları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazların batı sınırını oluşturan 100 parsel sayılı taşınmazın orman niteliği ile tesbit edildiği aktarılan davanın niteliği itibariyle tescil davası olduğu, taşınmazların tesbitlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5.maddesi hükmü uyarınca malikhanesi açık bırakılarak yapıldığı, bu nedenle somut olayda aynı yasanın 30.maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunduğu dikkate alındığında, mahkemece yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılması zorunludur. Her ne kadar, bilgisine başvurulan uzman bilirkişi dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığını raporunda açıklamış ise de, bu araştırma soruşturma yetersiz olduğu gibi yöntemine de uygun değildir.
Kural olarak orman kadastrosuna tabi tutulan yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan ve tespit gününden önce kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belirlenir. Aksi halde taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı 6831 Sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca belirlenmesi zorunludur. O halde öncelikle dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede ilk kez 3116 sayılı yasa uyarınca orman sınırlandırılması ile ilgili yönetimsel işlemlerin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi günde kesinleştiği ve daha sonra yetkili idari merciler tarafından 6831 Sayılı Orman Kanununun 1744 sayılı kanunla değişik 2 ve aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin yapılıp, yapılmadığı ve yapılmış ise bu yönetimsel işlemlerin de kesinleşip, kesinleşmediği, kesinleşmiş ise hangi günde kesinleştiği orman idaresinden sorulup, saptanmalı, sözü edilen yönetimsel işlemlerin kesinleşme günleri ile kadastro tespitinin yapıldığı gün dikkate alınarak hangi yönetimsel işlemlerin kadastro tespitinden önce kesinleştiği, hangi yönetimsel işlemlerin kadastro tespitinden sonra kesinleştiği duraksamasız belirlenmeli, kadastro tespitinden sonra kesinleştiği belirtilen yönetimsel işlemlerin dava konusu taşınmazla ilgili olarak derdest bu davanın yapılan işlemlere itiraz niteliğinde bulunduğu ve tespit gününden sonra yapılan yönetimsel işlemlerin kesinleşmediği dikkate alınmalı ve bu nedenle çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı 6831 Sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılacağı düşünülmeli, komşu taşınmazların tümünün tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman ormancı ve ziraatçi bilirkişi ve tapu fen memuru, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, sözü edilen yönetimsel işlemlerin dayanağı orman sınırlandırma ve orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili haritaların ölçekleri, kadastro paftasının ölçeği ile eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman ormancı bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, kapsamları bu yolla duraksamasız belirlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup, olmadığı, ya da orman sayılan yerlerden iken orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı belirlenmeli, orman sınırlandırması ve orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin kesinleşmediği ya da kadastro tespit gününden sonra kesinleştiği saptandığı takdirde, dava konusu taşınmazların 6831 Sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, bu belirleme yapılırken yerel ve uzman ormancı ve ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmaz mahkemece bizzat gezilip, görülmeli, mahkemenin gözlemi keşif tutanağına aynen geçirilmeli, özellikle taşınmazın fiziksel yapısı, komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi, meyil durumu, arz üzerindeki doğal ve yapay sınır yerleri belirlenmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve mahkemenin gözlemini yansıtmaya elverişli biçimde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı sonucuna varıldığı takdirde uzman bilirkişilerin haritalı raporları komşu taşınmazların tesbit tutanakları içeriği varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece orman yönünden az yukarıda öngörülen biçimde araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy