(3402 S. K. m. 5, 30) (766 S. K. m. 33)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davalı hazinenin temyizi 3476 parsel sayılı taşınmazın haritasında (B) harfi ile gösterilen 40150 m2 yüzölçümünde hazine adına tescile karar verilen kesim dışında kalan aynı haritada (A) harfi ile gösterilen 170000 m2 yüzölçümünde davacılar adına tescile karar verilen bölüm ile 944, 952, 1026, 3087 ve 3805 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlerin tümüne yöneliktir.
1- Davalı hazinenin temyizine konu 944, 952, 1026 ve 3087 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşan ve taşınmazları kapsadığı saptanan davalı hazinenin tutunduğu tapu kaydının oluştuğu dönemden önce sözü edilen taşınmazlar üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davacılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin 944, 952, 1026 ve 3087 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile 944, 952, 1026 ve 3087 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlerin ONANMASINA, hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
2- Davalı hazinenin 3476 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile gösterilen 170000 m2 yüzölçümünde davacılar adına tescile karar verilen kesimle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece dava konusu 3476 parsel sayılı taşınmazın davalı hazinenin temyizine konu haritasında (A) harfi ile gösterilen 170000 m2 yüzölçümünde, davacılar adına tescile karar verilen bölümü üzerinde hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü aracılığı ile aynı yasanın 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davalı hazinenin tutunduğu tapu kaydı 2.1.1964 tarihinde 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşmuştur. Sözü edilen tapu kaydının dava konusu 3476 parsel sayılı taşınmazın davalı hazinenin temyizine konu kesimini kapsadığı esasen yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Kaldı ki, bu yön mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle de belirlenmiştir. Davacı taraf 1955 tarih 641 tahrir sayılı vergi kaydına dayanmıştır. Vergi kaydının oluştuğu 1955 yılından hazine tapusunun oluştuğu 2.1.1964 tarihine kadar iktisap sağlayan 20 yıllık süre geçmemiştir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bir, ya da birden fazla gerçek ya da tüzel kişinin bir taşınmaz, ya da taşınmazlar için vergi kaydı oluşturulmaksızın zilyet olabileceği kabul edilmektedir. Gerçekten vergi kaydı mülkiyet belgesi niteliğinde olmayıp zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi de olanaksızdır. Somut olaya ilişkin genel kurallar bu şekilde açıklandıktan sonra dava konusu 3476 parselin davalı hazinenin temyizine konu haritasında (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacıların hazine tapusunun oluştuğu güne kadar 20 yılı aşkın süreyle zilyet oldukları mahkemece yapılan keşif, uygulama toplanıp değerlendirilen delilerle belirlenmiştir. Kadastro tesbit gününden önce açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan dava 17.7.1972 gününde açılmıştır. Dava konusu 3476 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacıların zilyetliğinin başladığı gün ile aktarılan davanın açıldığı gün arasında da 20 yıllık süre geçmiştir. Davanın açıldığı günde yürürlükte bulunan 766 Sayılı Tapulama Kanununun 33/son maddesi 26.7.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1617 sayılı kanunla değiştirilmiştir. Hal böyle olunca, koşullarının varlığı halinde 3476 parsel sayılı taşınmazın 100 dönümlük kesiminin zilyetleri adına tesciline karar verilmesi olanak dahilindedir. Aktarılan davanın açıldığı gün ile hazine tapusunun oluştuğu güne kadar temyize konu bölüm üzerinde davacıların 20 yılı aşkın süreyle zilyet oldukları az yukarıda duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmiştir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava konusu 3476 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile gösterilen 170000 m2 yüzölçümündeki kesiminin ifraz edilerek 100 dönümünün (100000 m2 yüzölçümündeki bölümünün) payları oranında davacılar adına, bu bölümden geriye kalan 70000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kesiminin ise davalı hazine adına tesciline karar verilmesi zorunludur. Gerçekten vergi kaydının oluştuğu gün ile hazine tapusunun oluştuğu dönem arasında iktisap sağlayan 20 yıllık süre geçmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı hazinenin dava konusu 3476 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile gösterilen davacılar adına tescile karar verilen bölümü ile ilgili hükme yönelik temyiz itirazları yerindedir.
3- Davalı hazinenin 3805 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece dava ve temyize konu 3805 parsel sayılı taşınmaz üzerinde hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce zilyetleri davacılar H. H. Ünsal mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Dava ve temyize konu 3805 parsel sayılı taşınmaz 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Tesbitten önce davacı H. H. Ünsal mirasçıları tarafından açılan dava görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Ne var ki, aynı taşınmaz hakkında tesbit gününden önce genel mahkemeye dava dışı M. Ünsal mirasçıları tarafından hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine açılan tescil davası da görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmış, sözü edilen bu dava usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca iş bu dava dosyası ile birleştirilmeksizin, hükme bağlanarak 3805 parsel sayılı taşınmaz M. Ünsal mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verildiği, hükmün infaz edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
3805 parsel sayılı taşınmaz hakkında, davacı H. H. Ünsal mirasçılarının açtığı dava derdest olduğuna göre, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5 ve 30. maddeleri hükmü dikkate alındığında kesinleşen hükmün infaz edilmesinin hukuksal bir değeri yoktur. Mahkemece bu olgular gözününde tutularak dava konusu 3805 parsel sayılı taşınmaz başında, yeniden keşif yapılmalı, kesinleşen hüküm ile dayanağı harita yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, sonuçlanan davada açık bir anlatımla M. Ünsal mirasçıları tarafından açılan davada, H. H. mirasçılarının taraf olmadığı, adı geçenleri bağlamayacağı sözü edilen hükmün, güçlü delil sayılabileceği, güçlü delilin aksinin daha güçlü delillerle kanıtlanabileceği gözönünde tutularak dava ve temyize konu 3805 parsel sayılı taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bundan sonra 3805 parsel sayılı taşınmaz hakkında toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de, kadastro hakiminin infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğu gözardı edilerek aynı taşınmazın ayrı ayrı kişiler adına tesciline karar verilmesine neden olacak biçimde hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir.
Sonuç: Davalı hazinenin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile dava konusu 3476 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkındaki hükmün (2) numaralı bentte, dava konusu 3805 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün ise (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy