(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1- Kural olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi hükmünde niteliği mera olarak belirlenen taşınmazların tescile tabi olmadığı, bu nitelikteki taşınmazların sınırlandırılmasının zorunlu olduğu duraksamasız vurgulanmıştır. Gerçekten meraların çıplak mülkiyeti hazineye ait ise de, intifaı bulunduğu köy ya da Belediye Tüzel Kişiliğine aittir. Kadastronun amacı doğru sicil oluşturmaktır. Bu olgu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Mahkemece 141 ada 111, 112, 115, 142, 143, 144, 145, 154, 160 parsel sayılı taşınmazlar ile 117 ada 357 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu kabul edildiğine göre hüküm yerinde sözü edilen taşınmazların 3402 sayılı kadastro kanunun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmalarına karar verilmesi gerekirken anılan taşımazların mera niteliği ile hazine adına tescile karar verilmesi isabetsiz ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına yerine 141 ada 111, 112, 115, 142, 143, 144, 145, 154, 160 parsel sayılı taşınmazlar ile 117 ada 357 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına sözü edilen taşınmazlara yönelik davaların reddine sözlerinin yazılmasına, 141 ada 111, 112, 115, 142, 143, 144, 145, 154, 160 parsel sayılı taşınmazlar ile 117 ada 357 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, davalı hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davalı hazinenin 117 ada 352 parsel sayılı taşınmaz ile 141 ada 116 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece dava konusu 117 ada 352 ve 141 ada 116 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde adına tescil kararı verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Tespit tutanağı bilirkişilerinden yalnızca Mehmet Erdemli dinlenmiş diğer tutanak bilirkişileri dinlenmemiş, yasal nedenleri hüküm yerinde gösterilip tartışılmamıştır. Öte yandan uzman ziraat mühendisi U. Çubuk tarafından düzenlenen 1.11.2004 havale günlü rapor içeriğine göre tutanak bilirkişilerinin beyanları ile sözü edilen rapor içeriği çeliştiği halde bu aykırılık üzerinde gereği gibi durulmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tutanak bilirkişilerinin tümü yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve üç kişilik uzman ziraatçi bilirkişi kurulu, hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazların fiziksel yapısı, mahkemece yerel ve uzman bilirkişi kurulu hazır olduğu halde görülüp gözlenmeli, gözlem tutanağa aynen geçirilmeli, gözlemde taşınmazların meyil durumu taş ya da toprak unsurundan hangi unsurun galip olduğu komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılmalı, özellikle meyilin yan yükseliş krokisi uzman bilirkişi kuruluna düzenlettirilmeli, bundan sonra tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişi kurulundan mahkemenin gözlemini yansıtmaya elverişli biçimde alınarak rapor ile uzman bilirkişi ziraat mühendisi U. Çubuk tarafından düzenlenen rapor arasında çelişki olduğu takdirde, bu çelişkide giderilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek sözü edilen taşınmazlar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 117 ada 351 parsel sayılı taşınmazın 7 veya 8 dekarlık kesimi üzerinde zilyetlik bulunmadığı bu yerde temini ekonomik amaca uygun bir işlem yapılmadığı açıklandığı halde 117 ada 352 parsel sayılı taşınmazın tümünün davacı adına tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 117 ada 352 ve 141 ada 116 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün BOZULMASINA, 12.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy