(4721 S. K. m. 698, 1025)
Dava: Muhdesatların aidiyetinin tespiti istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava niteliği ve içeriği itibariyle 329 ada 32 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir.
Mahkemece, davacı tarafın eda davası açabileceği, aidiyetinin tespiti istenen muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlandığı, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmakta hukuksal yararının bulunmadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Gerçekten aidiyetin tespitine ilişkin davanın 06.12.2004 tarihinde açıldığı, aidiyetinin tespiti istenen muhdesatların üzerinde bulunduğu 329 ada 32 parsel sayılı taşınmaz hakkında görevli sulh mahkemesine açılan ortaklığın giderilmesi davasının ise 15.10.2004 gününde aidiyetin tespiti davasının açıldığı günden önce hükme bağlandığı belirlenmiş ise de ortaklığın giderilmesi davası sonucunda oluşturulan yerel mahkeme hükmünün Yüksek Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce 24.02.2005 tarihinde onandığı dikkate alındığında ortaklığın giderilmesi davası sonucunda oluşan hükmün kesinleştiği gün ile aidiyetin tespitine ilişkin davanın açıldığı gün dikkate alındığında ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğu, bir başka deyişle hükmün kesinleşmediği tartışmasızdır.
Kural olarak bir hükmün kesinleşebilmesi için kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Hal böyle olunca davacı tarafın dava açmakta hukuksal yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
O halde mahkemece iddia ve savunma doğrultusunda taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek işin esası hakkında soncuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy