(3402 S. K. m. 14, 25, 26)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalı Abdurrahman Kanbur ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 256, 840, 1257, 1272, 1298, 1457, 1624, 2163, 2569, 2622, 2735, 3272, 3339, 3801, 3881, 5121, 5137, 5151, 5249, 5297, 5298, 6382, 6793, 7998, 8902 ve 9233 parsel sayılı taşınmazlar vergi kayıtlarına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Hasan Kanbur, 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar ise tapu kaydına dayanılarak Hüseyin Kanbur mirasçıları adına ayrı ayrı tesbit edilmiştir. Ayşe Kan, Bayram ve Sadık Bahçeci ile Süleyman Kanbur'un miras yoluyla gelen hakka dayanan itirazları kadastro komisyonunca kabul edilerek taşınmazlar payları oranında ölü Kanbur oğlu Süleyman ve ölü Kanbur oğlu Hüseyin adına tesbitine karar verilmiştir. Davacı Hasan Kanbur mirasçıları kısmen satın alma imar ve ihya ve kısmen de miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın görev yönünden reddine, 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan diğer taşınmazlar hakkında açılan davaların kabulüne, 256, 840, 1257, 1272, 1298, 1457, 1624, 2163, 2569, 2622, 2735, 3272, 3339, 3801, 3881, 5121, 5137, 5151, 5249, 5297, 5298, 6382, 6793, 7998, 8902 ve 9233 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi ölü olduğu belirtilmek suretiyle Hüseyin oğlu Hasan Kanbur adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı Abdurrahman Kanbur ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava ve temyize konu 5349 ve 1350 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığı, bu nedenle menkul mal hükümlerine tabi olduğu, taşınmazların kök miras bırakan 1335 tarihinde vefat ettiği ve bu nedenle terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olmadığı, saptanan Hasan oğlu Hüseyin'e ait olduğu, adı geçen kök miras bırakan Hasan oğlu Hüseyin'in ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşma yapıldığı dava ve temyiz konusu 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan dava konusu taşınmazların davacı tarafın ortak miras bırakanı Hasan Kanbur'un miras payına isabet ettiği, sözü edilen taşınmazların bir bölümünün davacıların ortak miras bırakanı adına oluşan 1937 tarihli vergi kaydının kapsamında kaldığı, taşınmazların bir bölümünün ise dava dışı kök miras bırakanın terekesi karşısında üçüncü kişi durumunda bulunan gerçek kişilerden davacıların miras bırakanı Hasan Kanbur'un satın aldığı, kadastro tesbit gününe kadar dava konusu 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazlar üzerinde Hasan Kanbur mirasçılarının zilyet bulunduğu, Hasan oğlu Hüseyin mirasçılarından Hasan Kanbur ve mirasçıları dışında Hasan oğlu Hüseyin mirasçılarından Elmas, Mevlüt, ve Süleyman ve mirasçılarının taşınmazlarda zilyetliğinin bulunmadığı, yanlar arasında kadastro tesbit gününe kadar herhangi bir uyuşmazlık çıkmadığı daha önce taşınmazlar hakkında açılan istihkak davası sonucunda yerel mahkemeden verilen hükmün yargı denetiminden geçerek kesinleştiği, mahkemece yapılan, keşif, uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Hal böyle olunca, dava ve temyize konu tapuda kayıtlı bulunmadığı, saptanan 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazların davacıların miras bırakanı Hasan Kanbur'a ait olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava konusu 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazlarla ilgili hükme yönelik bir bölüm davalı Abdurrahman Kanbur ve arkadaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 5349 ve 1350 parsel sayılı taşınmazlar dışında kalan taşınmazlarla ilgili hükümlerin ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 3.30 YTL ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
2- Dava konusu 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazların kadastro tesbitine dayanak yapılan 1335 tarihinde vefat ettiği belirlenen kök miras bırakan Hasan oğlu Hüseyin adına oluşan tapu kaydının kapsamında kaldığı, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Sözü edilen taşınmazlar Hasan oğlu Hüseyin Kanbur adına tesbit edilmiştir. Tesbite karşı Ayşe Kan, Bayram ve Sadık Bahçeci ve Süleyman Kanbur'un öne sürdüğü itirazlar kadastro komisyonunca kabul edilmiştir. Aleyhlerindeki kadastro komisyon kararına karşı davacı Hasan Kanbur mirasçıları satın almaya imar ve ihyaya miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Ne var ki adı geçenlerin davada öne sürdükleri maddi ve hukuki olguların niteliği dikkate alındığında dava ve temyiz konusu 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak aleyhlerindeki kadastro komisyon kararına karşı tesbit gününden önceki hukuksal nedenlere dayanarak Hasan Kanbur mirasçıları dava açtıkları dikkate alındığında uyuşmazlığın genel mahkemede çözümlenmesi olanaksız, kadastro mahkemesinde çözümlenmesi zorunludur. Görev kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi zorunludur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek dava ve temyize konu 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davaların esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz, bir bölüm davalı Abdurrahman Kanbur ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 1350 ve 5349 parsel sayılı taşınmazlar hakkında oluşturulan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy