(3402 S. K. m. 5, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı A. Atan ile davalı İ. ve M. Zengin tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 102 ada 6, 15, 16, 20,21, 22, 24, 30, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 60, 67, 70, 71, 72, 73, 96, 97, 100, 105 ve 123 parsel sayılı taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı Ali Atan tarafından davalılar A. Demir ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tapu iptali ve tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece usule ilişkin Yargıtay daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 30.9.2004 tarihli uzman bilirkişi haritasında A harfi ile gösterilen 50.600 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı T. Atan mirasçıları adına, payları oranında geriye kalan 18.980 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise G. ve İ. Zengin adlarına, 102 ada 71, 30, 70 parsel sayılı taşınmazların davalı M. Adil Çelik, 102 ada 67, 100 ve 123 parsel sayılı taşınmazların davalı M. Salih Çelik; 102 ada 24, 49, 50, 96 ve 105 parsel sayılı taşınmazların İ. ve G. Zengin; 102 ada 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazların davalı İbrahim Çelik; 46 parsel sayılı taşınmazın davalı Z. Demir, 44 parsel sayılı taşınmazın davalı Tahir Zengin mirasçıları; 16 parsel sayılı taşınmazın davalı S. Sever mirasçıları, 15 parsel sayılı taşınmazın davalı A. Çelik mirasçıları; 20 parsel sayılı taşınmazın davalı S. Sever ile S. Sever mirasçıları; 21 parsel sayılı taşınmazın davalı Ahmet Doğan; 22 parsel sayılı taşınmazın davalı Ö. Duran ve T. Duran mirasçıları; 43 ve 60 parsel sayılı taşınmazların davalı A. Demir mirasçıları; 45 parsel sayılı taşınmazın davalı M. Doğan; 47 parsel sayılı taşınmazın davalı G. Zengin; 72 parsel sayılı taşınmazın davalı Sabit Kaçan mirasçıları, 73 parsel sayılı taşınmazın davalı Y. Gezen mirasçıları, 97 parsel sayılı taşınmazın ise davalı H. Doğan mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Ali Atan ile davalı İ. ve M. Zengin tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, usule ilişkin daire bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda, davacıların dayandığı değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, bu niteliği ile kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kaydının dava ve temyize konu taşınmazları yüzölçümü ile kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava ve temyize konu taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca, malikaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce genel mahkemeye açılan dava görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Taşınmazların tespiti 3402 sayılı Kadastro Kanunun 5. maddesi hükmü uyarınca malikaneleri açık bırakılmak suretiyle yapıldığına göre somut olayda yöntemine uygun şekilde 30 günlük askı ilanlarının yapılması zorunludur. Kural olarak askı ilanları yapılmadıkça kadastro hakiminin duruşma oturumunu açamayacağı ve yargılamaya başlayamayacağı kuşkusuzdur.
Her ne kadar önceki günlü usule ilişkin daire bozma kararında, bu yöne değinilmemiş ise de, sözü edilen işlem kamu düzenine ilişkin olup, önceki günlü bozma kararında bu yöne değinilmemiş olması kazanılmış hak doğurmaz. Öte yandan mahkemece yapılan araştırma, soruşturma da gerekçeleri aşağıda gösterileceği üzere hüküm vermeye yeterli değildir.
O halde öncelikle dava ve temyize konu taşınmazların 30 günlük askı ilanları yöntemine uygun şekilde yaptırılmalı, askı ilanlarının yapıldığına ilişkin kayıt ve belgeler dava dosyasına getirtildikten sonra duruşma oturumu açılmalı ve yargılamaya başlanılmalıdır. Mahkemenin kamu düzenine ilişkin bu olguyu göz ardı etmesi isabetsizdir.
Öte yandan iddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma da hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı tarafın dayandığı ve 2/20 payının bulunduğu Nisan 306 yoklama, 19 sayılı sicilden gelen 15.7.1955 gün 7 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden, keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen harita ve eki rapor da yetersizdir.
O halde davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, özellikle tutunulan tapu kaydının dava dışı 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü gözönünde tutulmalı, başka taşınmazlarda revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar, özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, dayanılan tapu kaydında sınır yeri olarak tarif edilen Pir Meryem Hududu saptandığına göre, sözü edilen köye ait dava konusu taşınmazlara sınırda komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, dayanılan tapu kaydında tarif edilen hark ve dere gibi sınır yerlerinin doğal nitelikte sınır yerleri olduğu, her yerde bulunmasının mümkün olduğu düşünülmeli, özellikle M. Deresi ve G. Tariki olarak tarif edilen sınır yerleri duraksamasız belirlenmeli, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden bir yada bir bölüm sınır yeri belirlenemediği, bu nedenle sözü edilen sınır yeri yada yerleri açık kaldığı takdirde belirlenen sınır yerleri esas alınarak ve bağlantı kesilmeksizin belli bir geometrik durum oluşturmak koşuluyla tapu kaydına yüzölçümüyle kapsam belirleneceği düşünülmeli, tapu kaydının oluştuğu günde bir dönümün 919m2'ye tekabül ettiği, özellikle dikkate alınmalı, kaydın kapsamı bu yolla duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmüne göre tespit yapıldığı, somut olayda aynı yasanın 30. maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunduğu halde, davacının tapu kaydında 2/20 payının bulunduğu dikkate alınarak açıkta kalan diğer paylar yönünden, davada gerçek hak sahibi ya da sahipleri resen belirlenerek ilgililer adına tescile karar verilmemiş olması dahi isabetsizdir.
Sonuç: Tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy