(3402 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu taşınmazlar tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı taraf adına tespit edilmiştir. Davacı taraf dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğunu öne sürüp mahkemece ilamına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için iddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine göre davada keşif yapılmasının zorunlu olması, mahkemece dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmiş olması ve davada kanıtlama yükümlülüğü kendisine düşen tarafa keşif giderlerini yatırmak üzere makul bir kesin önelin verilmiş olması gerekir. Saptanan bu hukuksal olguların ışığı altında somut olaya bakıldığında kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu, uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için davada keşif yapılmasının zorunlu olduğu, dava dosyasının da mahkemece keşfe hazır hale getirildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Ne var ki; dava ve temyize konu ve aynı gün temyiz incelemesine konu edilen taşınmazların aynı çalışma alanı içerisinde bulunduğu ve iddianın öne sürülüş biçimi dikkate alındığında tüm dava dosyalarında aynı hukuksal nedene dayanıldığı anlaşılmaktadır. Bu olguların ışığı altında sağlıklı bir sonuca varmanın ve dava ekonomisine uymanın zorunlu olduğu tartışmasızdır. Öğretide ve uygulamada dava ekonomisi hem yargılama giderlerine ve hem de mahkemenin harcayacağı emek ve mesaiye bir başka deyişle zamana da yöneliktir. Hal böyle olunca yerel mahkemenin somut olayda dava ekonomisine uygun davranmadığının kabulü gerekir.
Az yukarıda saptanan maddi ve hukuki olguların ışığı altında somut olaya bakıldığında davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceği kuşkusuzdur. Usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmüne göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer dava ya da davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Bu durumda davaların birlikte görülmesi bir başka deyişle dava dosyalarının birleştirilmesi zorunludur.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek dava ekonomisine de aykırı düşecek biçimde yargılama yapılarak hüküm oluşturulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 25.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy