(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ile davacı Himmet C. ve davalı Ümmühan K. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 2861, 2862, 3786 ve 3787 parsel sayılı, sırasıyla 4150, 1832, 2204 ve 2952m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce Asliye Hukuk Mahkemesine davacı Himmet C. ve arkadaşları tarafından, davalı İbrahim G. ve arkadaşları aleyhine tapu kaydına dayalı olarak tapu kayıt yüzölçümü ve hudut düzeltimi davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece 2861, 2862 ve 3786 parsel sayılı taşınmazların davacı Himmet C. ve arkadaşları adına, 3787 nolu parsel sayılı taşınmazın ise uzman bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli 684,91m2 yüzölçümündeki kesiminin davacılar adına, (E) harfi ile işaretli 1680m2 yüzölçümündeki kesiminin davalı Ümmühan K., (C) harfi ile işaretli 588 m2 yüzölçümündeki bölümünün Hanım ve Yusuf G. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm tüm parseller yönünden davalı hazine ile davacı Himmet C. ve davalı Ümmühan K. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasında görülen davanın, 20.7.1999 tarihinde hükme bağlandığı, yerel mahkemece oluşturulan hükmün taraflarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edildiği, daha sonra 26.5.2005 havale günlü dilekçe ile Hatice D. ile Tahir C.'in kendi adlarına asaleten sözü edilen dilekçede kimliklerini belirttikleri diğer kişiler adına vekaleten davadan ve hükmü temyizden vazgeçtikleri açıklanmış ise de bu konuda düzenlenen belge yöntemine uygun düzenlenmemiştir. Gerçekten sözü edilen belgede ve adları geçen kişilerin isimleri altındaki imzaların adı geçenlere ait olduğu belirtilmediği hakim tarafından kimlik tespiti yapılmadığı saptanmış olmakla adı geçenlerin de diğer temyiz edenler yanında hükmü temyiz ettikleri kabul edildikten sonra tetkik hakiminin sözlü açıklamaları dinlendi. Düzenlediği rapor okunmakla; gereği görüşüldü:
2- Dava ve temyize konu taşınmazların tespit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı, dava ve temyize konu taşınmazların tespitine dayanak yapılan hazinenin taraf olduğu tescil davası sonucunda oluşan bu nedenle hazineyi bağlayacağı kuşkusuz olan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazlara ait olduğu taşınmazlar üzerinde tapu kayıtlarının oluştuğu günden kadastro tespitlerinin yapıldığı güne kadar 20 yılı aşkın süre ile adlarına tescile karar verilen tarafların zilyet bulunduğu mahkemece yapılan keşif uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Sonuç: Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına gerçekleştiği gözönüne alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 15.12.2005 gününden oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy