(3402 S. K. m. 14, 29)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Halil Dağlı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 186 parsel sayılı 828 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalıların miras bırakanı Durmuş Dağlı adına tesbit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Halil Dağlı tapu kaydına dayanarak dava konusu taşınmazın miras bırakanı (murisi) Hasan Dağlı mirasçıları adına tescili istemiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29. maddesi hükmü uyarınca tereke adına dava açmıştır. Mahtı Dağlı ve Fatma Yıldırım aynı hukuksal nedenlere dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davaların reddine, dava konusu taşınmazın tesbit gibi Durmuş Ali Dağlı mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Halil Dağlı tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmü temyiz eden davacı Halil Dağlı Nisan 1340 tarih, 36 sayılı ortak miras bırakanı Hasan Dağlı adına oluşan tapu kaydına dayanmıştır. Davacının ortak miras bırakanı tapu kayıt maliki Hasan Dağlı 1947 tarihinde vefat ettiği getirtilen onaylı nüfus kayıt örnekleri ve dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dayanılan Nisan 1340 tarih 36 sayılı tapu kaydında davacının ortak miras bırakanı Hasan Dağlı adına oluşan 1/4 oranındaki pay tapu kaydının intikal görmediği, pay tapu kayıt maliki Hasan Dağlı ile mirasçılarının dava ve temyize konu 186 parsel sayılı taşınmaz üzerinde zilyetliklerin bulunmadığı taşınmaz üzerinde pay tapu kayıt maliki Hasan Dağlı terekesi karşısında 3. kişi durumunda oldukları belirlenen davalı Durmuş Dağlı mirasçılarının 20 yılı aşkın süre ile zilyet olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca davacının tutunduğu pay tapu kaydının davalı Durmuş Dağlı mirasçıları yararına hukuksal değerini yitirdiğinin kabulü gerekir. Bir başka deyişle somut olayda davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular karşısında davanın reddine dair oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Halil Dağlı'nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy