(1086 S. K. m. 9) (2004 S. K. m. 21, 50)
Dava: Taraflar arasında görülen itirazın iptali davası sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava, niteliği ve içeriği itibariyle tacir olan taraflar arasında başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile icra dosyası içeriğinden; Davalı alacaklı Güven İş Hidrolik San.ve Tic.Ltd.Şti'nin dava dışı borçlu Hidro Acar Hidrolik San ve Tic. A.Ş aleyhine Ankara 9.İcra Müdürlüğünün 2002/5070 ve 2002/5707 sayılı dosyalarında 2 ayrı icra takibi başlattığı, bu takipler sırasında yazılan talimat nedeniyle Konya 1.İcra Müdürlüğünün 2002/3432 ve 2002/3433 Talimat sayılı dosyalarında borçlu şirketin adresinde, makinelerinin haczedildiği, muhafaza için gidildiğinde hacizli malların bulunamadığı, başka makinelerin haczedildiği, Fatma Zehra Acar'ın borçlu şirketin hacizli makinelerini alarak İstanbul'a taşındığını, mevcut makinelerin, temsilcisi olduğu Hismak Makine A.Ş'ye ait olduğunu bildirdiği 16.10.2002 tarihinde muhafaza için gidildiğinde de istihkak iddiasından vazgeçerek dosya borçlarını belirli tarihlerde ödeyeceklerini belirterek temsilcisi olduğu Hismak A.Ş. adına dosya borçlarına kefil olduğu verilen sürede ödeme yapılmaması üzerine hacizli malların muhafaza altına alınması, mümkün olmaması halinde borçlu ve kefile ait başka mallar ile hak ve alacakların haczedilmesi şeklindeki talimat üzerine, bu defa davacı kefil Hismak A.Ş'ye ait olduğu ileri sürülen diğer makinelerin, haczedilerek yediemin deposuna teslim edildiği, bu olaylar sonrasında Hismak A.Ş'nin Ankara 14.İcra Hakimliğinin 2002/864 esas ve 2003/387 sayılı dosyalarında açtığı dava sonucunda müşterek imza yetkisine sahip temsilcinin tek başına yaptığı işlemin şirketi bağlamayacağından bahisle kefaletin iptaline karar verilmesi üzerine, davacı şirketin, talimat icra dairesine iki ayrı makbuzla yediemin ücreti ve masraf adı altında toplam 3.028.000.000.-TL yatırarak yedieminde bulunan makinelerini geri aldığı, daha sonra da Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2003/5054 sayılı dosyası ile başlattığı icra takibi ile; iptal kararı üzerine yapılan haciz ve yediemine verilme işlemlerinin haksız hale geldiğini ileri sürerek makinelerini geri alabilmek için yatırdığı bu paraların, işlemiş faizleri ile birlikte tahsilini talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı şirket, icra dosyalarına, süresinde verdiği dilekçeler ile yerleşim yerinin Ankara olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine ve borca, dava açıldıktan sonra da mahkemenin yetkisine itiraz etmiş, mahkemece öncelikle davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itiraz incelenerek icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisini incelemesinde bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, yetkili icra dairesi konusunda vardığı sonuç dosya kapsamına, uyuşmazlığın niteliğine ve mevcut yasal düzenlemeye uygun düşmemiştir.
İİK 50/1 maddesi hükmünde para veya teminat borcu için yapılacak takiplerde yetki konusunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Davaların açılabileceği genel yetkili mahkemeyi gösteren Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 9/1 maddesi hükmünde her davanın, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça davalının yerleşim yeri mahkemesinde görüleceği açıklanmış ise de, aynı Kanunun 21.maddesi hükmünde özel bir yetki kuralı getirilerek haksız fiilden kaynaklanan davaların, haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabileceği kabul edilmiş, alacaklıya haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağı davasını davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesinde de açabileceği konusunda seçimlik bir hak tanınmıştır. Haksız fiil borçlusunun bu iki yerden birisinde açılan davaya yetki yönünden karşı çıkma imkanı bulunmamaktadır. İİK 50/1 maddesi hükmü gereğince para veya teminat borcu için yapılacak icra takiplerinde HUMK'da düzenlenen yetki kurallarının kıyasen uygulanması gerektiğinden haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarının, tahsili için yapılacak takiplerde de alacaklının borçlunun yerleşim yerindeki veya haksız fiilin meydana geldiği yerdeki icra dairelerinin herhangi birisinde icra takibi yapmakta serbest olduğu sonucuna varmak gerekir.
Dava dilekçesinde iddianın öne sürülüş biçimi ve doya kapsamına göre takip ve davaya konu alacak haksız hacizden ve dolayısıyla haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Haksız fiilin varlığından söze edilebilmesi için haksız fiilin diğer unsurları yanında zarar unsurunun da gerçekleşmiş olması şarttır. Henüz alacaklının bir zararı doğmadan, haksız fiil sorumluluğundan ve haksız fiilin tamamlandığından söz edilemez. Davaya konu olayda, davacı haksız haciz sonucu makinelerinin elinden alınması ve çalışamamasından dolayı uğradığı zararı değil, iptal kararına konu mallarını geri alabilmek için Konya'da bulunan talimat icra dairesine yatırmak zorunda kaldığı yediemin ücreti ve masraf yönünden doğan zararının tahsilini istemektedir. Bu kalem zararın, haciz kararının yerine getirildiği ve hacze konu malların yediemine verilmesi nedeniyle yediemin ücreti ve masrafların ödenerek, malların geri alındığı talimat icra dairesinin bulunduğu Konya'da zararın doğduğu ve bu nedenle haksız fiilin meydana geldiği Konya İcra Dairelerinin yetkili olduğu kuşkusuzdur.
HUMK. nun 9/1 maddesi hükmüne göre davalı borçlu şirketin yerleşim yeri olan Ankara İcra Daireleri de yetkili ise de, alacaklı davacının kendisine tanınan seçimlik hakkı kullanarak takibini, haksız fiilin meydana geldiği Konya İcra Dairesinde yapmasında yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın reddine, mahkemenin yetkisine yapılan itiraz incelenerek bundan sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile sair yönler incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 30.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy