(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 130 ada 173, 174 ve 175 parsel sayılı sırasıyla 180,95 m2, 248,51 m2 ve 648,64 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydına ifraz bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 173 ve 175 parsel sayılı taşınmazlar davalı Ali Ay 174 parsel sayılı taşınmaz ise davalılar Kazım, Ali, Yusuf ve Mustafa Dereli adına paylı olarak tesbit edilmiştir. Davacı Hidayet Dereli vergi kaydına miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazlar üzerinde tesbit gününde adına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava ve temyize konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı 4.5.1964 tarihinde vefat ettiği bu nedenle terekesi iştirak halinde bulunduğu saptanan tarafların ortak miras bırakanı Yusuf D.'ye ait olduğu yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık dava ve temyize konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Yusuf'un sağlığında davalı tarafa bağışlayıp bağışlamadığı yönünde toplanmıştır.
Somut olayda, kanıtlama yükümlülüğü az yukarıda saptanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alındığında davalı tarafa ait olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle davalı tarafın, dava ve temyize konu taşınmazların ortak miras bırakanları Yusuf tarafından kendilerine bağışlandığını yöntemine uygun biçimde kanıtlamaları gerekir. O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, tutanak bilirkişilerinin tümü, hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava ve temyize konu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Yusuf tarafından ölüm gününden önce sağlığında davalı tarafa bağışlayıp bağışlamadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, davalı taraf dayandığı bağış olgusunu yöntemine uygun şekilde kanıtlayamadığı takdirde davacıların dayandıkları paylaşma olgusunu davacı tarafın kanıtlaması gerekeceği gözönüne alınarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde tüm mirasçıların katılımı ile miras bırakan Yusuf'un terekesinin paylaşılıp, paylaşılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümlü ve aynı verimlilikte taşınmaz mal isabet etmesinin yöntemine uygun paylaşmanın koşulu olmadığı düşünülmeli, özellikle dava ve temyize konu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği, diğer mirasçılara terekeden miras paylarına karşılık ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan bu konuda olaylara dayalı bilgi alınmalı, paylaşma olgusunda davacılar tarafından kanıtlanamadığı takdirde davalıların taşınmazlar üzerinde sürdürdükleri zilyetliğin Yusuf terekesi adına sürdürülen zilyetlik niteliğinde bulunduğu mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı süresinin işlemediği dikkate alınmalı, uzman bilirkişiden ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy