(3402 S. K. m. 12, 41, 45) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle acılan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava dilekçesinde her ne kadar davanın niteliği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesinde düzenlenen teknik hataların düzeltilmesi şeklinde belirtilmiş ise de hakim, dilekçede belirtilen hukuki sebeple bağlı değildir. İleri sürülen maddi sebeplere göre davanın hukuki sebebine kendisi belirlemekle yükümlüdür. Dava dilekçesinde ileri sürülen maddi sebep, kadastro tespit sırasında dava dışı 842 parsel sayılı taşımaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak mera niteliği ile sınırlandırılan 851 parsel sayılı taşınmazla ilgili kesinleşmiş tespitin iptali ve davacı adına tescili istemi olara açıklandığına bir başka deyişle mülkiyet hakkında değişiklik talep edildiğine göre davanın hukuki sebebinin maddi olaya uygun düşmeyen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereklidir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmünce kadastro tespitinin kesinleştiği günden itibaren 10 yıl içinde kadastro öncesi nedene dayanılarak dava açılabilir. Bu süre geçtikten sonra açılan davalar dinlenemez. 10 yıllık süre hak düşürücü süre olup mahkemece resen dikkate alınır. Somut olayda dava konusu 851 parsel sayılı taşınmazın tespiti 8.11.1988 tarihinden kesinleşmiş; dava ise bu süre geçtikten sonra 13.5.2002 tarihinde açılmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de meraların mülkiyeti hazineye ait olmakla beraber yararlanma hakkının köy tüzel kişiliğine ait olduğu göz önünde bulundurularak köy tüzel kişiliği de davaya dahil edilmek suretiyle husumetin yaygınlaştırılması ve bu yolla taraf teşkilinin sağlanması gerekirken mahkemece bu konuda da yanılgıya düşülmüş olması nedeniyle davalı hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy