(3402 S. K. m. 14, 19, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 376 parsel sayılı 112.250 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Mehmet Bingöl ve ölü olduğu belirtilmek suretiyle Hüseyin Bingöl adına tespit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Ölü tespit maliki davalı Hüseyin Bingöl mirasçıları da husumet yaygınlaştırılarak davaya dahil edilerek taraf koşulu oluşturulduktan sonra Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile gösterilen 85.985.14 m2 yüzölçümündeki bölümünün payları oranında davalılar Mehmet Bingöl ve müşterekleri adına aynı haritada (B) harfi ile işaretli 24.329.13 m2 yüzölçümündeki kesimin ise davacı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı hazinenin temyizi 376 parsel sayılı taşınmazın haritasında (A) harfi ile işaretli turuncu renklerle taralı 85985,14 m2 yüzölçümünde davalılar adına payları oranında tesciline karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir. Mahkemece 376 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümünün kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu vergi kaydının kapsamında kaldığı tesbit gününde 376 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümü üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu vergi kaydında tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişi Halil Erdem tarafından düzenlenen haritada yöntemine uygun şekilde gösterilmediğinden düzenlenen harita ve eki rapor keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Öte yandan dayanılan vergi kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tesbit tutanakları içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir. Dosya içeriğine göre kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı 1937 tarih 88 tahrir sayılı vergi kaydının çekişmeli taşınmazın kuzey sınırını oluşturan petrol boru hattından sonra gelen dava dışı 377 parsel sayılı taşınmaza da revizyon gördüğü taşınmaza doğuda ve güneyde komşu 585 ve 373 parsel sayılı taşınmazların başka vergi kaydının miktar fazlası olarak hazine adına tesbit edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan taşınmaza batıda komşu 379 parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı Mehmet, Hadi ile hazine adına tesbit edildiği dosya içeriğiyle belirlenmiştir. Kural olarak bir kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için uygulamada revizyon gördüğü dava dışı taşınmaz ya da taşınmazların da gözönünde tutulması zorunludur. Bu hukuksal olgu karşısında taşınmaza kuzeyde komşu 377 parsel sayılı taşınmazın itirazlı olduğu dosya içeriğinden saptandığına göre, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde de durulmamıştır. Kuşkusuz 377 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava sonuçlanıp kesinleşmiş ise bu olgu deliller değerlendirilirken gözönünde tutulacaktır. Öte yandan davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalarla ilgili olarak yapılan araştırma soruşturma da yöntemine uygun değildir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı vergi kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada vergi kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, vergi kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye vergi kaydını da tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği dikkate alınarak yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, ayrıca dava konusu 376 parsel sayılı taşınmazın temyize konu haritasında (A) harfi ile işaretli bölümü üzerinde bulunan uzman bilirkişi haritasında gösterilen petrol boru hattının yüzölçümü belirlenmeli, bu kesimin davalı taraf adına tescil edilemeyeceği dikkate alınarak kamulaştırma yapılmış ise, kamulaştıran idare adına yada irtifak hakkı tesis edilmiş ise bu hukuksal olgunun kütüğün beyanlar hanesinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmü uyarınca gösterilmesi gerektiği düşünülmeli, bundan sonra vergi kayıt maliki ile davalılar ve miras bırakanlarının açık kimliklerinden söz edilerek aynı çalışma alanı içerisinde davalılar ve miras bırakanları ile vergi kayıt maliki adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip, edilmediği yöntemine uygun şekilde Tapu Sicil Müdürlüğü, Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü ve özellikle Kadastro Müdürlüğü'nden sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de ve özellikle davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü gereğince Kadastro Müdürlüğünden herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmadan ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünün yetersiz yazılarına değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy