(1086 S. K. m. 409) (3402 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere göre yanlar arasındaki davanın niteliği ve içeriği itibariyle kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğu, yasal otuz günlük askı ilan süresi içerisinde açıldığı göz önüne alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın kadastro mahkemesinde görülmesinin zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu, dava dosyasının keşfe hazır hale getirildiği, davacı tarafın ise keşif giderlerini mahkeme veznesine yöntemine uygun biçimde depo ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden belli gün ve saatte dava konusu taşınmazlar başında keşif icrasına karar verilmiş, taşınmazların bulunduğu bölgeye gelinerek keşfin icra edilmesi gerekir iken başka dava ve işler nedeniyle vaktin darlığı gerekçe gösterilerek keşfin yapılamadığı, anılan fiili imkansızlığın ise tutanakla belgelendirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı tarafın keşfi takip eden duruşma oturumuna gelmediği ve davayı takip etmediğini gerekçe göstererek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Hemen duraksamasız vurgulamak gerekirse, kadastro mahkemelerinde görülmekte olan dava uyuşmazlıklarında usulün 409. maddesi hükmünü uygulama olanağı yoktur. Bu olgu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28. maddesi hükmünde de dolaylı olarak açıklanmıştır.
Saptanan bu olguların doğal sonucu olarak kadastro mahkemesinde görülmekte olan davalarda tarafların davayı bizzat takip etmeleri zorunlu değildir. Anılan kural vekiller için geçerlidir.
Adı geçenlerin davaya gelmemeleri halinde hangi yasa hükümlerinin uygulanacağı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nda belirtilmiştir. Kuşkusuz anılan kanununda bir başka deyişle 3402 Sayılı Yasadan özel hüküm bulunmayan hallerde konuyu düzenleyen genel hükümler uygulanır. Öte yandan aynı konuda konuyu düzenleyen iki özel hükmün varlığı halinde özelin özeli sayılacak yasa hükümleri uygulanır.
Mahkemece bu olgu üzerinde de gereği gibi durulmamıştır. Öte yandan dava dilekçesi içeriğine göre davacı tarafın delillerini bildirdiği, dava dosyasının keşfe hazır hale getirildiği, kanıtlama yükümlüğünün somut olayda davacıya ait bulunduğu, davacının keşif giderlerini de mahkeme veznesine yöntemine uygun biçimde depo ettiği saptandığına göre iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için taşınmazlar başında yöntemine uygun biçimde yeniden gün ve saat belirlenerek taşınmaz başında keşif yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek işin esası hakkında sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece yasal dayanaktan yoksun gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 30.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy