(2644 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve dahili davalılardan Kazım tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.11.1990 günlü bozma ilamında uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yaranma kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Bozma kapsamı dışında tutulan yönler ise kesinleşir.
Dosya içeriğinden 21.11.1928 tarihinde Türk vatandaşı iken ölen miras bırakan Abdulvelinin mirasçılık belgesinin verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1934/2167 esas sayılı dosyasında verilen 06.10.1934 günlü mirasçılık belgesinin verildiği, bu mirasçılık belgesinde davacının babası ve miras bırakanın oğlu olan ve Romanyada kalması nedeniyle miras bırakanın ölüm günü itibarı ile halen Romanya vatandaşı olan Menanın mirasçı olarak gösterilmediği, Menanın da 1951 yılında Romanyada öldüğü, oğlu olan davacı Hasipin Türkiyeye gelerek 1983 yılında Türk vatandaşı olduğu, bunun üzerine babası ve dolayısı ile kendisi ve kız kardeşlerinin de mirasçı olması nedeniyle görülen iptal davasını açtığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında toplanan delillerden ülkemizle Romanya arasında Tapu Kanununun 35. maddesinin uygulanması ve miras yoluyla taşınmaz edinme yönünden karşılıklılık bulunmadığı belirlenmiştir. Hal böyle olunca miras bırakanın ölüm günü itibarı ile Türk vatandaşı olmayan, Tapu Kanununun 35. maddesindeki sınırlandırma ve karşılıklılık bulunmaması nedeniyle taşınmazlar yönünden miras bırakanın mirasçısı olamayacağı ve miras bırakanın Türkiyede bulunan taşınmazları miras yolu ile edinemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki taşınmazlar yönünden kabul edilmiş bulunan Tapu Kanununun 35. maddesindeki sınırlandırmanın taşınır mallar yönünden uygulaması mümkün olmadığı gibi yabancı uyruklu kişilerin miras bırakana ait Türkiyedeki taşınır malları ve alacakları edinemeyeceklerine ilişkin olarak yasalarımızda başkaca bir hüküm de bulunmadığından davacının taşınır mal ve alacaklar yönünden dava açma hakkı bulunmaktadır. Nitekim mahkemece verilen ilk hükümde taşınır ve taşınmaz mal ayrımı yapılmaksızın mirasçılık belgesi verilmesine rağmen Yargıtay bozma ilamında taşınır mallar yönünden mirasçılık belgesi verilmesinde yasal bir engel bulunmadığından bu husus bozma kapsamı dışında tutulmuş, davacının taşınır mallar yönünden mirasçılık belgesi isteme hakkının bulunduğu olgusu kesinleşmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yanılgıya dayalı olduğu belirlenen önceki günlü mirasçılık belgesinin iptaline, taşınmazlar yönünden ayrı, taşınırlar yönünden ayrı değerlendirme yapılarak, davacının taşınmazlar yönünden açtığı mirasçılık belgesi verilmesi isteminin reddine, taşınırlar ve alacaklar yönünden açtığı davanın kabulü ile miras bırakanın tüm mirasçılarını ve miras paylarını gösterir mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ve dahili davalılardan Kazım'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 0,77.-TL. temyiz harcının istek halinde hükmü temyiz edenlere iadesine, 03.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy