(3402 S. K. m. 14, 17)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 303 parsel sayılı 132.300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Musa ve paydaşlarının zilyetliğinin iktisap sağlayan süreye ulaşmadığından söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir, itirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacılar Mehmet ve Veli tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın Musa mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, taşınmazın uzman bilirkişi H.Mehmet'in 21.05.1996 günlü haritalı raporunda (A) harfiyle gösterilen 100.000 m2 bölümünün Musa mirasçıları adına payları oranında, (B) harfiyle gösterilen 32.300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün tespit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişinin haritalı raporunda (A) harfiyle gösterilen 100.000 m2 bölümünün davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı, ancak kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde taşınmaz bölümü üzerinde adına tescile karar verilen zilyet davacılar Musa mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Çekişmeli taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu, bölgede iskan komisyonunca köy meralığı olarak belirlenen, yönetimsel işlemin dayanağı mera haritasının kapsamında kaldığı, sözü edilen taşınmaz hakkında o günde yürürlülükte bulunan 5917 Sayılı Yasa uyarınca idarece men kararı verildiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ile taşınmazın kuzey sınırını oluşturan eylemli durum ile saptanılmıştır.
Gerçekten taşınmazın kuzeyindeki 300 parsel sayılı taşınmaz hükmen mera niteliği ile sınırlandırılmış ve hüküm kesinleşmiştir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak, davanın tümüyle reddi ile tespit gibi tescile karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy