(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında haksız fiilden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu.
Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle zarar kapsamının belirlenmesi için bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından verilen rapor içeriğine göre davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise yerinde görülmeyen aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan 141,00. TL'den temyiz harcının mahsubu ile fazla alınan 58,20. TL'nin istek halinde davacı tarafa iadesine,
2- Davalı tarafın hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davadaki isteme ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK'nun 74. maddesi hükmüne göre mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öte yandan bu kural yalnızca sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturan her bir zarar kalemi yönünden de uygulanır. Bunun sonucu olarak hükmedilecek tazminat belirlenirken sadece dava edilen sonuç istemin değil, ayrıca sonuç istemi oluşturan her bir zarar kaleminden davacı istemlerinin de ayrı ayrı aşılmaması gerekir. Dava dilekçesinde fazla hakkın saklı tutulması ve bazı zarar kalemlerinden davacı alacağının daha fazla olduğunun belirlenmesi, diğer zarar kalemlerinde talebin aşılmasını ve fazla tazminata hükmedilmesini gerektirmez.
Somut olaya gelince; davacı taraf dava dilekçesinde dava açmadan önce delil tespiti yaptırdığını, tespit bilirkişisi tarafından verilen raporda davalı tarafından yaptırılan kanalizasyon inşaatı sırasında su borusunun patlaması sonucu işyerini su basması nedeni ile uğranılan zararın 32.609,89. TL olarak belirlendiğini, yine 1,5 ay süreyle iş yapamaması nedeniyle yoksun kalınan kârdan oluşan zararının bulunduğunu öne sürerek iki ayrı zarar kaleminden dolayı şimdilik 6.000,00. TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda davacının davaya konu ettiği işyerini su basması nedeni ile uğranılan zararın 22.078,04. TL, kâr kaybı nedeni ile uğranılan zararın ise 2.000,00. TL olduğunu açıklamış, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 6.000,00. TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde iki ayrı zarar kaleminden zararı olduğunu açıkladıktan sonra 6.000,00. TL bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, her bir zarar kaleminden istediği tazminat miktarlarını ayrı ayrı açıklamamıştır. Mahkemece de taleple bağlılık kuralının uygulanabilmesi için zorunlu olmasına rağmen davacı tarafa hangi zarar kalemi için ne kadar tazminat istediği açıklatılmadığına göre davada istenilen bedelin yarısının işyerini su basması nedeni ile uğranılan zarar kalemi için, diğer yarısının da kâr kaybı nedeni ile uğranılan zarar kalemi için istenildiğinin kabulü gerekir.
Sonuç: Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan bu hukuksal olgular gözetilerek davacının davada tahsilini istediği 6.000,00. TL bedelin yarısı olan 3.000,00. TL'nin işyerini su basması nedeni ile uğranılan zarar, kalan 3.000,00. TL'nin de kâr kaybı nedeni ile uğranılan zarar kalemi için istenildiğinin kabulü ile her bir zarar kalemi yönünden istem aşılmayacak şekilde tazminata hükmedilmesi gerekirken, kâr kaybı nedeni ile uğranılan zarar için istenilen bedeli aşacak şekilde karar verilmesi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 384,00. TL temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 29.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy