(818 S. K. m. 44) (4458 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1- Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı tarafın hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Borçlar Kanunu'nun 44/1. maddesi hükmünde; zarar gören tarafın zararın meydana gelmesine razı olması yahut kendi fiili ile zararın meydana gelmesine yada zararın artmasına neden olması veya zararı meydana getiren kişinin durumunu ağırlaştırması halinde, hakime hükmedilecek tazminatta indirim yapma veya tazminata hükmetmekten tümüyle kaçınma yetkisi tanımak suretiyle ortak (müterafik) kusurlu davranışın tazminata etkisini kabul etmiş bulunmaktadır. Öğreti ve uygulamada Borçlar Kanunu'nun 44/1 maddesinin Hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine dayandığı kabul edilmektedir. Zarar gören kendi davranışı ile zarara neden olmuş ise, bu zarar başkasına yüklenmemeli, davacının kusuruna isabet eden pay ayrılmak suretiyle zarar verenin sorumlu olacağı miktar belirlenerek bu miktara hükmedilmelidir.
Somut olaya gelince; davacı taraf, liman sahasında bulunan kendisine ait konteynıra davalı tarafından hasar verildiğini öne sürerek, konteynırın olay tarihindeki değerini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf, konteynırın kendilerine terk edilmediğini, konteynırın hurda değerinin indirilerek gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Tasfiye İşletme Şube Müdürlüğü 23.05.2007 tarihli yazısıyla, davacı tarafın dava konusu konteynıra ilişkin iade talebinde bulunmadığını, limanda bekleme süresini doldurduğundan dava konusu konteynırın 4458 Sayılı Gümrük Kanuna göre devlet malı olduğunu, bu nedenle tasfiyeye tabi tutularak satıldığını, satılan konteynır nedeniyle davacı tarafa herhangi bir ödemenin de yapılmadığını bildirmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu konteynırın hasar tarihi itibariyle değeri belirlenmiş, mahkemece bu rapor benimsenerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki, mahkemece benimsenen raporda, hasarlı konteynırın hurda hali ile satılabileceği bedel belirlenmemiş, hasarlı konteynırın satışından elde edilebilecek gelirin belirlenen zarar miktarından indirilerek zararın denkleştirilmesi ve gerçek zararın hesaplanması gerektiği gözden kaçırılmıştır. Eksik araştırma ve soruşturma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, dosya yeniden bilirkişiye verilerek az yukarıda açıklanan doğrultuda değerlendirme yapılması için ek rapor alınmalı, davalının haksız fiil kurallarına göre sorumlu tutulabileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlenmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 257,00 TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 13.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy