7. Hukuk Dairesi 2009/5967 E., 2009/5827 K. ZİLYETLİK KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI
3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 13 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 20 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 46 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1045 ada 11 parsel sayılı 16723 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı İhsan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı İhsan adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edil-miştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 1045 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine dayanak yapılan Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının taşınmaza ait olduğu, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalmadığı, tespit gününde taşınmazlar üzerinde davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan inceleme ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davalı Hazine'nin tutunduğu 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca oluşan tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmemiş Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kaldığı açıklandığı halde, belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek bu konuda yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle tutanak bilirkişilerinin beyanları ara-sındaki çelişki duraksamasız giderilmemiş, ayrıca tespit tutanağı bilirkişilerinden Fazıl dinlenilmemiş, dinlenilen tutanak bilirkişilerinin (ortak beyanları) biçiminde müşterek anlatımları keşif tutanağına geçirilmiştir. Usul hükümlerinde taşınmaza ilişkin davalarda her bir tanık ve yerel bilirkişi ya da tutanak bilirkişilerinin ayrı ayrı dinlenmesi zorunludur. Mahkemenin bu olguları gözardı etmesi Usulün 259. maddesi hükmüne de aykırıdır.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davalı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluştuğu, haritasının bulunduğu gözönüne alınmalı, dava konusu 1045 ada 11 parsel sayılı taşınmaz başında keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca tapu kaydının revizyon gördüğü dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazları pa birarada gösterecek şekilde dayanılan tapu kaydının yerel bilirkişi yardımı, 'uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada uzman bilirkişiye ka-yıtlarda tarif edilen sınır yerleri ayrı ayrı işaret ettirilmeli, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık anlatımları denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın özellikle Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümü ya da bir bölümü dayanılan kaydın kapsamında kalıp kalmamasına göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ayrı ayrı taşınmazlar başında dinlenerek dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık duraksamasız giderilmeli, gerçekten adı geçen belirtmelik tutanağı bilirkişileri ölmüş iseler ilgilinin Nüfus Müdürlüğünden ölüm gününü gösterecek şekilde onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, taşınmaz üzerinde zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi ve özellikle dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca Hazine'ye kalan taşınmazlardan olup olmadığı hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13, 14 ve 46/1. maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 10.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy