(4721 S. K. m. 181, 598) (1086 S. K. m. 74) (YHGK. 05.12.1990 T. 1990/2-560 E. 1990/622 K.)
Dava ve Karar: Hasımsız olarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı M. D. tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 181/2. maddesi hükmü karşısında boşanma davasına bakan mahkemece verilen ve kesinleşen hükümle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olduğu belirlenen sağ eş M. D.'un boşanma davasının yargılaması sırasında ölen miras bırakan F. D.'a mirasçı olmasının mümkün bulunmamasına göre davalı M. D.'un sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, mahkemece M. D. davaya dahil ettirildikten sonra yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile aynı mahkemece verilen önceki günlü mirasçılık belgesinin iptaline ve yenisinin verilmesine karar verilmiş ise de, yapılan yargılama ve oluşturulan hüküm davadaki isteme ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598. maddesi hükmünde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği açıklanmıştır. Anılan bu hüküm karşısında mirasçılardan her birinin miras bırakanın mirasçılarını ve miras paylarını gösteren mirasçılık belgesinin verilmesi istemiyle ayrı ayrı dava açabilecekleri, daha önce kendisi veya başkaları tarafından alınan mirasçılık belgesinde hiç mirasçı olarak gösterilmeyen veya mirasçı olarak gösterilmesine rağmen kendisine mirastan olması gerekenden daha az pay verilen mirasçıların daha önce alınan mirasçılık belgesinin iptalini ve yenisinin verilmesini dava edebilecekleri gibi, hasımsız olarak açacakları yeni bir dava ile gerçeğe uygun mirasçılık belgesinin verilmesini isteyebilecekleri kuşkusuzdur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.12.1990 gün ve 1990/2-560 esas. 1990/622 karar sayılı ilamında da aynı hususa değinilmiştir.
Bunun yanında HUMK'un 74. maddesi hükmüne göre de hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmedemeyeceği gibi, ıslah yolu ile dahi olsa bir davada taraf artırılamayacağından uyuşmazlığın tarafı olan kişiler davaya dahil edilerek ve kendilerine tebligat yapılarak hasımsız olarak açılan dava hasımlı hale getirilemez.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinde toplanan delillerden miras bırakan O. ve A. kızı 1956 doğumlu F. D.'un 23.03.2007 tarihinde evli ve çocuklu olarak öldüğü, geride mirasçı olarak ikinci eşi M. D. ile ilk eşi İ.'tan olma çocukları G. G. ve M. K.'nın kaldığı, M. D. tarafından Burdur Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/309 esas, 2007/282 karar sayılı dosyasında açılan dava sonucunda 03.04.2007 günlü kararla mirasçılarının belirlendiği, mirasın 8 pay kabul edilerek 2 payının sağ eş M. D.'a, 2'şerden 4 payının da çocukları G. G. ve M. K.'ya verildiği, miras bırakan F. D. tarafından ölmeden önce M. D. aleyhine Burdur Aile Mahkemesinin 2007/60 esas, 2007/263 karar sayılı dosyasında geçimsizlik nedenine dayalı boşanma davası açıldığı, yargılama sırasında davacının ölmesi nedeniyle davanın çocukları tarafından sürdürüldüğü, 24.07.2007 günlü kararla boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalının tam kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay denetiminden de geçerek 16.01.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı taraf davasını hasımsız olarak açmış ve dava dilekçesinde daha önce alınan mirasçılık belgesinde mirasçı olarak kabul edilen M. D.'un boşanmada tam kusurlu olduğunun mahkeme kararı ile belirlendiğini, bu nedenle mirasçı olamayacağını açıklayarak miras bırakan F. D.'un yeni mirasçılık belgesinin verilmesini talep etmiş, M. D. tarafından alınan önceki günlü mirasçılık belgesinin iptalini dava etmemiştir.
Sonuç: Hal böyle olunca az yukarıda açıklanan hukuksal olgular da göz önünde bulundurularak mahkemece M. D.'un gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmemesi veya dahili davalı olarak gösterilip öncelikle M. D. hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm oluşturulması, daha sonra davanın hasımsız olarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin bir dava olduğu göz önünde bulundurularak buna göre yasal mirasçıları ve miras paylarını gösterir mirasçılık belgesinin verilmesi gerekirken, davanın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülüp talep de aşılmak suretiyle davanın mirasçılık belgesinin iptali ve yenisinin verilmesi davası olarak görülüp sonuçlandırılması ve aleyhine kesin hüküm oluşacak şekilde gerekçeli karar başlığında M. D.'un davalı olarak gösterilmesi isabetsiz, dahili davalı M. D.'un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 82,80 TL temyiz harcının istek halinde dahili davalı M. D.'a reddine, 15.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy