(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı H. D. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında davaya konu 104 ada 53 parsel sayılı 13.986,48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı H. D. adına tespit edilmiştir. Davacı E. A. ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın 10.000 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın tespitinin iptaliyle davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı H. D. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu taşınmaz üzerinde tespit gününde davacı E. A. ve arkadaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 104 ada 53 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi sözleriyle tutanak bilirkişilerin beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olguyla keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. Diğer taraftan davalı 14.10.2008 havale tarihli dilekçesiyle davaya cevabıyla birlikte delil ve tanıklarını bildirdiği halde davalı tanıkları dinlenmediği gibi nedenleri de hükmün gerekçesinde gösterilmemiştir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmen, davalının bildirdiği tanıklar çağrılarak bilgilerine başvurulmalı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi tanıkların sözleriyle tanık ve tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, ayrıca dava taşınmazın bir bölümüne yönelik olduğu halde, talepten fazlaya hüküm kurularak taşınmazın tamamının davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz olup, davalı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına, peşin alınan harcın istenmesi halinde ilgilisine iadesine, 22.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy