(3402 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 107 ada 13 parsel sayılı 134338,78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar (M.D.) ve arkadaşları adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda oluşturulan ve davacı Hazine'nin dayanağını teşkil eden 08.11.1963 tarih 281 sayılı tapu kaydı dava konusu taşınmazı kapsamaktadır.
Davacı Hazine'nin tapu kaydının dayanağını teşkil eden 28.03.1963 tarihli belirtmelik tutanağında 21 sayılı tevzi parselinin (A.C.)'ın işgalinde olduğu, 1937 tarih 66-67 tahrir sayılı vergi kayıtları ve K.Sani 308 tarih 25 sayılı tapu kaydının miktar fazlası olduğu belirtilmek suretiyle 21 sayılı tevzi parseli 84 ve 85 parsellere ifraz edilerek 84 parsel kayıt maliki olan davalı taraf bayiine, 85 parselin ise kayıt miktar fazlası olarak davacı Hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur. Mahkemece, belirtmelik tutanağında uygulanan K.Sani 308 tarih 25 sayılı tapu kaydı tüm tedavülleri varsa haritası ile birlikte getirtilmemiş, keşifte uygulanarak varsa haritasına göre, haritası yoksa kaydın (N.) yolu, (Ş.O.) tarlası, bend ve (K.V.) olan hudutları ile gayri sabit hudutlu olması nedeniyle miktarına göre kapsamı belirlenmemiştir. Yine bu tapu kaydının ve 1937 tarih 66 ve 67 tahrir sayılı vergi kayıtlarının kadastro tespiti sırasında revizyon gördüğü parseller bulunup bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğünden de sorularak revizyon görmüş ise dıştan komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri getirtilerek değerlendirilmemiştir.
Mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle belirtmelik tutanağında uygulanan davalı tarafın bayii adına tapuda kayıtlı K.Sani 308 tarih 25 sayılı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri varsa haritası, tapu kaydı ve 1937 tarih 66 ve 67 tahrir sayılı vergi kayıtları revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri, getirtilerek dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile K.Sani 308 tarih ve 25 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak, hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kaydın haritası varsa kapsamı haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kaydın revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, aynı şekilde belirtmelikte uygulanan vergi kayıtları da uygulanarak kapsamı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı, taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden keşfi takibe imkan verir ve uygulanan kayıtların kapsamını gösterir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, öte yandan davalı tarafın dayanağı tapu ve vergi kayıtlarının miktar fazlası bakımından davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 maddesi hükmü uyarınca davalı taraf adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı işleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazın yüzölçümü dikkate alındığında tapu ve vergi kayıtlarının miktar fazlası bölümü üzerinde zilyetlikle bir çalışma alanında en fazla kuru toprakta 100 dönüm kazanılabileceği dikkate alınarak gerektiğinde davalı tarafa tercih hakkı sorulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy