Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, teyzesinin oğlu olan davalı ile ortak oto alım-satım işleri ile uğraştıklarını, bu ortaklık çerçevesinde masrafların davacı tarafından karşılandığını ve ihalelere girilerek alınan otomobillerin sözleşme uyarınca ihalelere davacı adına katılan davalı adına tescillerinin yapıldığını, belli bir dönem bu şekilde çalıştıktan sonra davalının yine satın alma masrafı davacı tarafından karşılanan ve davalı adına tescil edilen ortaklık malı bir otomobili davacının bilgisi dışında satarak bedelini davacıya ödemediğini iddia ederek söz konusu aracın satış bedelinin ödetilmesini istemiştir.
Davalı cevabında, davacının iddiasının bir kurgu olup asıl kendisinin davacıdan alacağı olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların ortak olup söz konusu aracın davacı tarafından satın alındığı, daha sonra davalı tarafından götürülerek dava dışı şahsa satıldığı ve satış bedelinin davacıya ödenmediği, bu nedenle davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ilişki adi ortaklık olup bu konuda herhangi bir yazılı sözleşme düzenlenmemiştir. Davacının ortaklık malı aracın satış bedelinin ödetilmesi şeklindeki alacak istemi aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılması gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir. .../..Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı B.K'nun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise de dosya temyiz aşamasında iken 1.7.2012'de yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun Yürürlüğüne Dair Kanunun 1.maddesi son cümlesi uyarınca "sona erme ve tasfiye" konusunda 6098 Sayılı TBK'nun hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 642, 643 ve 644. maddeleri dikkate alınarak mahkemece yönetici ortak olan davacıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşmadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir. Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı; bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalırsa bu meblağın paylaştırılmasına karar verilmelidir. Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 21.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy