Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen gerekçelere göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davalı tarafın karar verilen manevi tazminatın miktarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de varılan sonuç tarafların sıfatına, davanın ve hükmedilen tazminatın niteliğine uygun düşmemiştir. Hükmedilecek manevi tazminatın miktarının belirlenmesi hakimin takdirindedir. Ne var ki, takdire bağlılık keyfilik demek değildir. Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakim bu hakkı Türk Medeni Kanun’unun 4. maddesi'nde açıklanan hakkaniyet ilkesine uygun olarak kullanmalıdır. Manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, işgal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde denetime elverişli biçimde ve objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla mal varlığı zararlarının
karşılanması da amaçlanmadığından tazminat miktarının, onun amacına göre belirlenmelidir. Bu nedenle takdir edilecek miktar, elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olaya gelince, manevi tazminatın az yukarıda açıklanan amaçları ve davalı tarafından haczin uygulanmamış olması da nazara alındığında hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, daha az ve uygun bir bedele hükmedilmesi gerekirken yersiz gerekçelerle yazılı miktara hükmedilmesi isabetsizdir.
Sonuç; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı tarafa iadesine 03.12.2012 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
Ayrık Görüş
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan Daire çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy