(4721 S. K. m. 575, 598) (2644 S. K. m. 35)
Dava ve Karar: Hasımsız olarak görülen dava sunucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı R. U. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü;
Dava, mahkemece verilen yetki belgesine dayanarak mirasçılık belgesinin verilmesi istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598. maddesinde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır. Bu açık hüküm karşısında her bir mirasçının diğerlerinden bağımsız olarak mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle dava açma hakkının bulunduğu, mahkemelerce yetki verilmesi kokuluyla bu tür davaların mirasçı sıfatı bulunmayan kişilerce de açılabileceği kuşkusuzdur. Bu tür davaların kural olarak hasımsız açılması ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Daha önce başkaları tarafından mirasçılık belgesinin alınmış olması, diğer mirasçılar veya mahkemelerce yetki verilen kişilerin bu istemle dava açmalarına engel bir neden değildir. Mirasçılık belgesi verilmesi davalarında çekişmeli yargıya tabi davaların aksine resen araştırma prensibi hakim olduğundan mirasçılar tarafından açılan bu tür davalarda davacı taraf sadece miras bırakanın var olduğunu ve öldüğünü, kendisinin soybağı, evlilik veya evlat edinme nedeniyle miras bırakanın mirasçısı olduğunu ve dava dilekçesindeki diğer iddialarını kanıtlamak zorundadır. Davanın mahkemelerce yetki verilen ve mirasçı sıfatı bulunmayan kişilerce açılması durumunda davacı tarafın sadece miras bırakanın var olduğunu ve öldüğünü kanıtlamakla yükümlü olacağı, her iki halde de nüfus aile kayıtlarının getirtilerek miras bırakanın mirasçısı olup olmadığını tespit etmenin ve miras paylarını belirlemenin hakimin görevi olduğu kuşkusuzdur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 575. maddesi hükmüne göre miras ölümle açılır. Miras ve mirasçılık da miras bırakanın ölüm tarihindeki hükümlere göre belirlenir. Yabancılık unsuru içeren mirasçılık belgesi verilebilmesi için miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle karşılıklılık koşulunun araştırılması zorunludur. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağı, 2644 Sayılı Tapu Kanunu'nun 35. Maddesinde ise, yabancı uyruklu gerçek kişilerin ancak karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilecekleri belirtilmiştir.
Öte yandan; mirastan çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi ya da mirasın reddi veya mirastan çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi ya da mirasın reddi veya mirastan feragat edilmiş olması ilgili kişinin mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmesine ve kendisine mirastan pay verilmesine engel bir neden değildir. Ne var ki bu olguların hukuki sonuçlarının terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetileceğinin hüküm yerinde gösterilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinde toplanan deliller ve nüfus kayıtlarından miras bırakan O. U.un 06.07.2004 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi R. ile çocukları S. ve M. D.u bıraktığı anlaşılmış, davacı taraf miras bırakanın İzmir 21. Noterliğinin 11.08.2003 tarih 26956 yevmiye numaralı senedi ile oğlu M. D.u mirasından iskat ettiğine ilişkin vasiyetnamenin İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.06.2009 tarih 2004/4343-998 E. K. sayılı kararı ile açıldığını ileri sürmüştür.
Sonuç: Hal böyle olunca, mahkemece az yukarda açıklanan hukuksal olgular ve davanın resen araştırma prensibine tabi olduğu gözetilerek öncelikle mahkemece Adalet Bakanlığından miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle çocuklarından M. D. U.un Türk Vatandaşı olmadığı göz önüne alınarak Almanya ile Türkiye arasında hukuki ve fiili karşılıklılık olup olmadığı sorulup saptanmalı, mütekabiliyet şartları duraksamasız belirlendikten sonra, miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle karşılıklılık olmadığı takdirde gayrimenkuller yönünden M. D. U.un mirasçı olamayacağı gözetilmeli, davacının ileri sürdüğü mirastan ıskat ve vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dava dosyası merciinden getirtilerek bu hususun doğru olup olmadığı araştırılmalı, M. D. U.un mirastan ıskat edilmiş ve bu işlemin kesinleşmiş olması halinde bu durumun mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmesine ve kendisine mirastan pay verilmesine engel bir neden olmadığı ancak; bu olguların hukuki sonuçlarının terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetileceğinin hüküm yerinde gösterilmesi gerektiği göz önüne alınmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı R. U.un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 07.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy