Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, telefon aboneliğine ilişkin fatura alacağı bakımından menfi tespit istemine ilişkindir.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesi "kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir" hükmünü içermekte olup, aynı Kanunun 2. maddesi ise 4077 Sayılı Kanunun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir. Yine aynı Yasanın 3. maddesi tüketiciyi bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlamıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda 4077 Sayılı Yasanın uygulanmasından söz edebilmek için taraflardan birinin tüketici olması gerekmektedir.
Ne var ki, eldeki davada dava konusu telefon faturasına ilişkin abonelik sözleşmesi dava dışı ...... adına olup, davacının fatura borcuna konu telefon hattına ilişkin aboneliği bulunmadığı için davacının tüketici olarak değerlendirilmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle dava 4077 Sayılı Yasaya dayalı değildir. Davanın genel mahkemede görülmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 28.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy