Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, adi ortaklık katılımı payının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.
Davacı, davalıya ortak olmak için para verdiği gibi açılış sırasında da harcamalar yaptığını ancak sonradan iş yerine gittiğinde davalının kendisini kovduğunu belirterek yaptığı harcama bedelleri ile ortaklık için verdiği paranın toplamından oluşan alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı cevabında, davacının vaadettiği paranın tamamını ödemediğini, verdiği 5000 TL’nin 1000 TL’sini elden davacıya geri verdiğini, kalan 4000 TL için de davacının zaten o miktarda kazancı olduğundan davalıdan herhangi bir hak talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece ortaklık sözleşmesi ve davalının kabulü ile davacının davalıya 5000 TL verdiğinin sabit olduğu, davalının davacıya 1000 TL’yi elden verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle bu kalem istemin kabulüne, bakiye talebin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına ve taraflar arasında düzenlenen ortaklık taahhütnamesine göre, davacı davalının kurulu işyerine bir miktar sermaye koyarak ortak olmuş ve daha sonra aralarında anlaşmazlıklar çıkmıştır. Davacı da bu nedenle davalıya ortak olmak için verdiği para ile işyerinin açılışı sırasında alınan malzemelere dair yaptığını iddia ettiği masrafların toplamından oluşan katılım payını istemektedir. Taraflar arasındaki ilişki B.K.'nun da düzenlenen adi ortaklık ilişkisi olduğu dikkate alındığında, uyuşmazlığın bu anlamda çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna göre adi ortaklık katılım payından oluşan alacak istemi aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirilmesinin gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir. Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir. Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir. Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 28.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.