Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 193, 195 ve 198 parsel sayılı sırasıyla 5396,00 m2, 1898,00 m2, 5600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar 20 dönüm miktar fazlası oldukları gerekçe gösterilerek 193 ve 195 parsel sayılı taşınmazlar çayır niteliği ile, 198 parsel sayılı taşınmaz ise tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... satın almaya, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki davacılardan ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, gerek dava dilekçesinde gerekse yargılama sırasında satın almaya dayanmamıştır. Bu açıklamalar ve hükmü temyiz edenin de davacı ... olmadığı gözetilerek davacı ...'ün iddiaları yönünden bu aşamada bir temyiz incelemesi yapılmamıştır.
Davacı ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 26 ncı maddesi hükmünde Kadastro Mahkemelerinin görevinin taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı açıklanmıştır. Kadastro Mahkemeleri kural olarak tespit tutanağı düzenlenip askı ilanına çıkartıldıktan sonra, askı ilan süresi içinde ve tespitten önceki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmakla görevlidir. Tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlara ilişkin davalarla, tutanaklar kesinleştikten sonra açılan davalara ve tespitten sonraki ../.hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmak Kadastro Mahkemelerinin görevi dışında kalıp genel mahkemelerin görevine girmektedir. Görev kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Somut olaya gelince ; davacı ... satın almaya dayanarak dava açmış, mahkemenin 18.06.2008 tarihli celsesi ile yapılan keşifte dava konusu taşınmazların yarı hissesini ... den 1995 yılında satın aldığını beyan etmiş, bu beyanını da imzası ile doğrulamıştır. Kısaca davacı ... dava konusu taşınmazları 1995 yılında satın aldığını öne sürmüştür. Dava konusu 193, 195 ve 198 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti ise 1984 yılında yapılmış olup bu hali ile davacının hakkını dayandırdığı satın alma tarihi taşınmazın tespit tarihinden sonra ki bir zamana tekabül etmektedir. Hal böyle olunca davacının davasını tespitten sonraki hukuksal nedene dayalı olarak ikame ettiğinin kabulü gerekir.
Açıklanan olgu dikkate alınarak davacı ... açısından dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı ... açısından da işin esasına girilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ...'a iadesine, 12.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy