Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, işyerinde 11.10.2010 tarihinde 6 aylık belirli süreli sözleşme ile proje ve metod sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, deneme süresi aşıldıktan sonra iş akdinin 20.12.2010 tarihinde haksız olarak, herhangi bir gerekçe belirtilmeden feshedildiğini ileri sürerek manevi tazminat, ikramiye, fazla çalışma, maddi tazminat ve bakiye ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının 6 ay belirli süreli iş akdinin deneme süresinin bitiminden sonra verimsizliği ve yöneticiler ile sorun yaşaması nedeni ile feshedildiğini, davacıya 24.12.2010 tarihinde 2.029,42 TL si ihbar tazminatı, 2.396,46 TL si ücret alacağının ödendiğini, iş akdinin feshedildiği günü takip eden 21.12.2010 tarihinde Powerpoint dokümanı hazırlayarak davalı şirketin yurt dışı yöneticilerine, ayrıldığı şirket içerisindeki başka çalışanlara ve şirketin bazı müşteri firma yetkililerine e-mail ile gönderdiğini, şirket ve yöneticileri hakkında hakaret, iftira ve aşağılama içerir beyanlarda bulunduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile davalı arasında 11.10.2010-11.04.2011 dönemini kapsar 6 ay süreli, siparişe dayalı iş sebebiyle belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, 20/12/2010 tarihli fesih bildiriminde davacının belirli süreli hizmet sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile iş sözleşmesinin 20.12.2010 tarihinde sona erdirildiğinin bildirildiğinin görüldüğü, davacıya 24.12.2010 tarihinde (brüt 2.406,23 TL)
net 2.029,42 TL ihbar tazminatı, Aralık 2010 ayı için 20 günlük (brüt 3.336,37 TL) net 2.396,46 TL ücret ödemesi yapıldığının taraflar arasında ihtilafsız olduğu, davacıya işverence 24/12/2010 tarihinde net 2.029,42 TL ihbar tazminatı ödemesinin yapılmış olmasının işverence yapılan feshin haklı nedenle yapılmadığı sonucunu doğurduğu, davacının 6 aylık süreç içerisinde 70 gün çalıştığı, bakiye 110 gün ise iş akdinin sona erdirilmesi nedeni ile çalışmadığı anlaşıldığından ve yine iş akdinin feshinden sonra bakiye 110 günlük sürede çalışıp çalışmadığı yönünde bir delil bulunmadığından davacının 110 günlük 18.350,00 TL bakiye süre ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshine dayalı olarak işverence ödenmesi gereken kalan süreye ait ücretler konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun 325 nci maddesinde, “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir” şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 408. maddesinde işverenin işi kabuldeki temerrüdü sebebiyle işçinin iş görememesi halinde ücret hakkının olduğu açıklanmıştır. İşçinin iş görme edimini yerine getirememesi halinde yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir işi yaparak kazandığı veya kasten kaçındığı yararlarının indirileceği de hükme bağlanmıştır.
Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için, iş sözleşmesinin haklı bir neden bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir. İşverenin feshi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25 nci maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz.
15.03.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15.03.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4773 sayılı Yasa ile “geçerli fesih” kavramı iş hukukunda yerini almıştır. Her ne kadar geçerli fesih gerek yukarıda değinilen Yasa ve gerekse 4857 sayılı İş Kanununda belirsiz süreli iş sözleşmeleri için öngörülmüş olsa da, belirli süreli iş sözleşmesi bakımından da tartışılmasında yarar bulunmaktadır. Geçerli neden ister işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklansın,
isterse işçinin yeterliliği ve davranışlarına dayansın, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce işverence feshi için gerekçe oluşturmamalıdır. Gerçekten, belirli süreli iş sözleşmesi düzenleyerek taraflar fesih iradelerini sürenin sonuna kadar askıya almış sayılmalıdır. Bu itibarla geçerli nedenlerin varlığına rağmen belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinde kalan süreye ait ücretinin ödenmesi gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmesinde, feshin Borçlar Kanunu'nun 117 nci maddesinde (6098 sayılı TBK 136) sözü edilen ifa imkânsızlığına dayanması halinde bakiye süre ücreti ödenmesi gerekmez. İfa imkânsızlığı, edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmesi olarak açıklanabilir.
İşçinin iş görme edimini ifa edememesinin, işverenin temerrüdünden kaynaklanması durumunda, sanki sözleşme devam ediyormuş gibi kalan süreye ait ücret ve diğer hakların ödemesi gerekecektir. İş Hukukunda ücret kural olarak çalışma karşılığı ödenir. Aksinin kanunda öngörülmesi ya da taraflarca açık biçimde kararlaştırılması gerekir. Bakiye süre ücreti eylemli bir çalışmanın karşılığı olmadığından, 4857 sayılı Yasanın 34 ncü maddesinde öngörülen özel faiz uygulanmaz ve bu ücretlere ilişkin olarak sigorta primi ödenmesi de gerekmez.
Borçlar Kanunu'nun 325 nci maddesine (6098 sayılı TBK 408) göre işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır.
İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücretinden gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir.
Somut olayda; taraflar arasında davacının bakiye süre ücreti alacağına hak kazanıp kazanamayacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Taraflar arasında tarihsiz 11.10.2010-11.04.2011 tarihleri arasında geçerli olacağı bildirilen bir adet hizmet sözleşmesi ibraz edilmiştir. İbraz edilen sözleşmenin başlığı ve süresi haricinde belirli süreli
olacağına ilişkin objektif bir nedene rastlanamamıştır. Davalı işveren iş sözleşmesini feshederken ihbar tazminatı da ödemiştir. Böyle olunca hukuki tavsifin mahkemeye ait olmasına ve taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için objektif bir neden bulunmamasına göre belirsiz süreli olarak kabul edilip bakiye süre ücretinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy