Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 885 ada 5, 7 ve 9 parsel sayılı sırasıyla 27886,01 m2, 51288,33 m2, 98763,23 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve ... adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı ... dava ve temyize konu taşınmazlara yönelik tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece özetle “taraf dayanağı tapu kayıtlarının usulünce yerine uygulanması ile usulünce zilyetlik araştırması yapılması“ gereklerine değinen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava ve temyize konu 885 ada 5 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kısmen kabulüne, 885 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın kabulüne; dava ve temyize konu 885 ada 9 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 36760,00 m2 yüzölçümündeki bölümünün tespit gibi davalılar adına, (B) harfi ile gösterilen 62003,21 m2 yüzölçümündeki bölümün ise davacı ... adına, 885 ada 5 parsel sayılı taşınmazın aynı rapor ve haritada (C) harfi ile gösterilen 13785,00 m2 yüzölçümündeki bölümünün tespit gibi davalılar adına, (D) harfi ile gösterilen 14095,51 m2 yüzölçümündeki bölümün ise davacı ... adına, 885 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ise davacı ... adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı ... ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 885 ada 9 parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle, 885 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ise (C) harfiyle işaretli olan bölümlerinin tespite esas alınan ve davalı tarafın tutunduğu 15.02.2004 tarih 3 ve 4 sayılı tapu kayıtları kapsamında olduğu, bu taşınmazların tapu kayıt miktar fazlası ile dava ve temyize konu 885 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davalılar yararına ... dayanağı olan tapu kayıtlarının tesisinden geriye doğru 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46. maddelerinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesi hükmünce koşullarının varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazın zilyedi adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiştir. Nitekim davacı ...'nin dayanağı olan ve taşınmazların tespitlerine esas alınan 02.01.1964 tarih 499 ve 500 sayılı tapu kayıtlarının 4753-5618 Sayılı Yasalar kapsamında oluşturulduğu tapu kayıtlarının iktisap nedeninde açıklanmıştır. Davacı ...'nin tutunduğu tapu kayıtlarının oluşum nedeni dikkate alındığında somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1.maddesi hükmünün değerlendirilmesi zorunludur. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi olan tanıklar dava ve temyize konu olan taşınmazlar yönünden taşınmazların bir kısmının ..., bir kısmının ise Mahbube Bulut zilyetliğinde olduğunu belirtmişlerdir. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmazların tamamının taşınmazların tespitlerine esas alınan 15.02.2004 tarih 3 ve 4 sayılı tapu kayıtlarının geldisi olan 1950 tarihli tapu kayıt maliki Mahbube Bulut'tan kalmadığı, kaldı ki tespite esas 15.02.2004 tarih 3 ve 4 sayılı tapu kayıtlarının dahi yönlerinde “... tarlası“ okumakla resmi kayıt ve belgelerin dahi yerel bilirkişi ve tanıkların bu husustaki sözlerini doğruladığı, böylesi bir durumda ise dava ve temyize konu taşınmazların tamamı geldi tapu kaydının maliki Mahbube'den kalmadığına göre hasımsız tescil davası sonunda oluşan davalılar dayanağı tapu kaydının oluştuğu 1950 yılı ile ... adına tapu kaydının oluştuğu 1964 tarihi arasında 20 yıllık kazandrıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme süresinin dolmadığından söz etmenin mümkün olmadığı, nitekim taşınmazların bir kısmının dava dışı ... mirasçısının satışı ile davalılara geçtiği gözetildiğinde davalılar dayanağı 15.02.2004 tarih 3 ve 4 sayılı tapu kayıtlarının oluşma tarihinin hükme esas alınmasının tek
başına somut olayda mümkün olmadığı açıktır. Yukarıdan beri anlatılan somut olgular ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişisi tanıklar taşınmazlar üzerinde davalıların zilyetliğini doğrulamışlar, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğuna ya da taşınmaz üzerinde davalılar yararına kazanma şartlarının oluşmadığına dair en ufak bir beyan sunmamışlardır. O halde herkes hakkını dayandırdığı olguyu ispat ile yükümlü olduğuna göre dava ve temyize konu taşınmazların tespitlerine esas alınan ve davacı ...'nin de tutunduğu tapu kayıtlarının oluşturulduğu güne kadar zilyet davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46/1.maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü somut olayda zorunludur. Kaldı ki davalıların dayanağı olan 15.02.2004 tarih 3 ve 4 sayılı tapu kayıtları ile geldilerin de dahi miktar fazlası olan kesim açısından kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı engelleyecek bir hukuki durumda yaratılmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; adlarına tescile karar verilen davalılar ... ve ... adlarına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediğinin Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, aynı davalılara karşı açılmış başkaca davalar var ise sırf etkili bir denetim için davaların birleştirip birleştirilmeyeceği değerlendirilmeli, ayrıca davalılar adına belgesizden yazılan taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanağı kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilerek denetlenmeli, sonucuna göre davalılar yönünden 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi hükmünde öngörülen 100 dönümlük norm kısıtlamasını davalıların aşıp aşmadığı değerlendirilmeli, aşmadıkları takdirde dava ve temyize konu taşınmazların davalılar adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmeli, davalılar yönünden 100 dönümlük norm kısıtlamasının aşılacağı sonucuna varıldığı takdirde ise gerektiğinde davalılara tercih hakkı hatırlatılarak taşınmaz ya da taşınmazlardan norm kısıtlamasını aşmayacak miktarda bir bölümün uzman fen bilirkişi raporunda gösterilmesi sağlanarak infaza elverişli kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra 100 dönüme kadar taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin davalılar adına, 100 dönümü aşan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin ise davacı ... adına tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir. ./...
Mahkemece bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerine aykırı olarak davacı ...'nin açtığı davalar yönünden de davalılar aleyhine yargılama giderine hükmolunması hususları dahi isabetsiz, davacı ... ile davalılar ... ve ...'nun temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalılar ... ve ...'ndan peşin alınan harcın istekleri halinde iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy