Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı-karşı davacı ...’nın tüm, davacı Vakfın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, davalının zihinsel engelliler öğretmeni olarak vakıflarında göreve başladığını ve aylık belirli bir ücretin ödenmesi karşılığında anlaştıklarını ve kendisinin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen, davalının 2. yıl sözleşme imzaladıktan 2 ay sonra, ek ders ve ... Bakanlığının öğretmenlere verdiği hakların kendisine ödenmediğinden bahisle işi bıraktığını beyanla sözleşmede yazılı cezai şart alacağının davalı ...’dan tahsilini istemiştir.
Davalı-karşı davacı, davacının kendisine sadece maaşını ödediğini ancak ek ders ücreti ve diğer yasal alacaklarının ödenmediğinden bahisle iş akdini haklı nedenle feshettiğini bildirerek davanını reddi ile yasal alacakları ile aralarında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesi (B) bendinde yazılı son brüt ücretinin dört katı tutarında cezai şartın ödemesi talep etmiştir.
Mahkemece, davalı-karşı davacı işçinin ek ders ücretlerinin ödenmemiş olması nedeniyle feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davalı- karşı davacı ...’nın cezai .../..
2013/12526-19525 S.2
şart talebinin kabulü ile en son aylık tutarının dört katı tutarında 9.058,40 TL cezai şartın davacı vakıftan alınmasına karar verilmiştir.
İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (Tunçomağ, Kenan: Türk Hukukunda Cezai Şart, İstanbul 1963).
Cezai şart 818 sayılı Borçlar Kanunun 158 – 161'inci maddeleri arasında, yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179-182 inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte, Dairemizce bazı yönlerden İş hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş hukukunda “İşçi Yararına Yorum İlkesi”nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir.
Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.
İşçiye verilen eğitim karşılığı belli bir süre çalışması koşuluna bağlı olarak kararlaştırılan cezai şart tek taraflı olarak değerlendirilemez. İşçiye verilen eğitim bedeli kadar cezai şartın karşılığı bulunmakla eğitim karşılığı cezai şart hükmü belirtilen ölçüler içinde geçerlidir.
Gerek belirli gerekse belirsiz iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir. Ancak, sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Asgari süreli iş sözleşmelerine de aynı şekilde hükümler konulması mümkündür.
4857 sayılı İş Kanununun 21'inci maddesinde, kesinleşen işe iade kararı üzerine işçinin başvurusuna rağmen bir ay içinde işe başlatılmaması durumunda, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat .../..
2013/12526-19525 S.3
ödeneceği öngörülmüştür. Aynı maddenin son fıkrasında ise, sözü edilen düzenlemenin mutlak emredici olduğu ve sözleşmelerle hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu itibarla iş güvencesine tabi işçiler yönünden toplu iş sözleşmesinin iş güvencesi sağlayan hükümlerinin, Yasanın bu düzenlemesi karşılığında bir değeri kalmamıştır.
Borçlar Kanununun 161 inci maddesine göre ,(yeni yasada 182.maddeye göre) taraflar cezanın miktarını seçmekte serbesttirler. Buna göre belirli süreli iş sözleşmesinin kalan süresine ait ücretlerinin ya da bunun katlarının ödenmesi gerektiği yönünde ceza miktarı belirlenmesi mümkündür. Böyle bir cezai şart hükmü, Borçlar Kanunun 325 inci maddesine göre talep konusu yapılabilecek olan sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır. Bu durum, konuya dair yasal düzenlemenin tekrarı mahiyetinde de değildir. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde cezai şart düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla, iradeye değer verilmeli ve cezai şart hükümlerine göre çözüme gidilmelidir. İşçinin bakiye süre ücreti ölçüt alınarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan başka, sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin de Borçlar Kanununun 325 inci maddesine göre talep edilip edilemeyeceği sorununa değinmek gerekir ki, koşulların varlığı halinde sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmelidir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 158/II maddesine göre, borcun belli zaman ve yerde ifa edilmemesi hali için cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı hem ifa hem de cezai şartı talep edebilecektir.
Borçlar Kanunun 161/son (182/son)maddesinde ise, fahiş cezai şartın hâkim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.
Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen iş akdinin 5.maddesinin b.bendinde “Personel sözleşmenin sona eriş tarihinden önce iş kanununda belirtilen haklı nedenler harici bir nedenle işi bıraktığı takdirde, işverenin yasal hakları dışında almakta olduğu en son brüt ücretinin 4 katı tutarında tazminat ödemeyi peşinen kabul eder. .../..
c.Yine iş kanununda belirlenen haklı neden olmaksızın personelin iş sözleşmesinin işveren tarafından süresinden önce sona erdirilmesi halinde ise işveren İş Kanunun ilgili maddelerine göre personelin özlük haklarından doğan tazminatlarını ödeyecektir. Yukarıdaki hükümler iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine sebep olan taraf aleyhine, diğer taraf lehine aynen uygulanacaktır.” Hükmünü taşımaktadır. Mahkemece davacı işçinin haklı nedenle iş akdini feshettiğinin kabulü karşısında cezai şart alacağının kabulü yerinde ise de 161/son (182/son) maddesi gereğince bir hakkaniyet indirimi yapılmamış olması bozma nedenidir.
O halde davacı-karşı davalı Vakıf vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davacı-karşı davalı Vakfa iadesine, davalı-karşı davacı ...'den temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy