Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacı işçinin iş akdinin davalı işverence haksız nedenle feshedildiği iddiasına dayalı kıdem ve ihbar tazminatı ile ödenmeyen bazı işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 7.7.2007-4.6.2008 ve 4.12.2009- 16.3.2010 tarihleri arasında iki dönem halinde çalıştığı her iki dönem çalışmasınında istifa dilekçesi vermek suretiyle son bulduğu gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı ile kıdem süresine göre yıllık izin alacağı talep edemeyeceği gerekçesiyle bu alacak taleplerinin reddine, fazla çalışma ve ulusal bayram, genel tatil alacağı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17 nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence
kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekliyle, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde bir icap olarak değerlendirilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmalıdır.
İstifa belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, ... Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır.
Somut olayda davacı davalı şirkette 2005 yılı Mart ayında hamal olarak çalışmaya başladığını Kasım 2010 tarihinde depo çavuşu tarafından çağrılıp bazı evrakların imzalanmasının istendiğini bu evrakların haklarını aldığına ilişkin olduğunu anlayınca imzalamayı kabul etmediğini ve işten çıkarıldığını, dosyada bulunan istifa dilekçelerinin işe girerken alındığını, sigorta girişinin geç yapıldığını ve sigortalı hizmetlerinin eksik bildirildiğini daha sonra öğrendiğini iddia etmiş, davacı tanığı olarak dinlenen ... kendisinin Ocak 2005 tarihinde davacının ise Mart 2005 tarihinde çalışmaya ./..
başladığını, davacının elek makinasında çalıştığını, kendisinin Kasım 2010 tarihinde; davacınında kendisinden bir iki hafta sonra işten çıkarıldığını, davacının amcasının oğlu olan tanık ... ise kendisinin 2005-2010 yılları arasında çalıştığını, davacının kendisinden sonra işe girdiğini, haftada 4-5 gün çalıştığını, kendisinden bir ay sonra işten çıkarıldığını, ücretlerin önce elden, sonra banka kanalı ile ödendiğini bildirmiştir.
Davacının hizmet cetvelinin tetkikinden 7.7.2007-4.6.2008 tarihleri arasında toplam 48 gün, 4.12.2009-16.3.2010 tarihleri arasında toplam 54 gün çalışmasının bildirildiği, davalı şirketin ... ünvanı ile 15.11.1998 tarihinde kurulduğu, 29.12.2003 tarihinde merkezini ...'a taşıdığı, 12.5.2005 tarihinde merkezini Mersin'e getirdiği ve 2.6.2005 tarihinde ismini (ünvanını) değiştirdiği, davalı tarafça bilgisayarda hazırlanmış davacının 4.6.2008 tarihinde düzenli bir iş bulması nedeniyle kendi isteği ile iş akdini feshettiğine ve 16.3.2010 tarihinde kendi isteği ile iş akdini feshettiğine ilişkin iki adet istifa dilekçesi sunulduğu görülmektedir.
Dosyadaki deliller bütünüyle değerlendirildiğinde ve davalı tanıklarının halen işveren yanında çalıştıkları gözetildiğinde davacının şirketin Mersin iline taşınma tarihi olan 12.5.2005 tarihinde işe başlayıp 12.5.2005-4.6.2008 ve 4.12.2009-16.3.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz olarak çalıştığının ve iş akdinin davalı işverence haklı bir neden olmaksızın sonlandırıldığının, istifa dilekçelerinin işe girerken boşa imza alınmak suretiyle sonradan tanzim edildiğinin kabulü gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının 12.5.2005-4.6.2008 ve 4.12.2009-16.3.2010 tarihleri arasında çalıştığı gözetilerek bu hizmet süresine göre işçilik alacaklarını hesaplattırıp çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
SONUÇ; Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy