Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, davalı şirkette 16.01.2007-08.07.2009 tarihleri arasında tır şoförü olarak yıllık izin kullanmaksızın çalıştığını, 2009 yılı Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait ücretlerinin ödenmediğini, maaş+yol primi+iş primi esasına göre çalıştığını, ortalama aylık net ücretinin 1.800,00 TL olduğunu, sürekli fazla çalışma yaptığını, iş akdinin davalı şirket tarafından haksız ve usulsüz olarak feshedildiğini bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 01.04.2009 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, 16.01.2007-08.07.2009 tarihleri arasında kesintisiz çalışmasının söz konusu olmadığını, iddia edilen rakamın aksine asgari ücretle çalıştığını, ücrete ilişkin idianın doğru olmadığını, prim ya da başka ad altında herhangi bir ek ödeme yapılmadığını, hafta tatili dışında günde 7,5 saat çalıştığını, son iki yıldır en uzak gidilen mesafenin Çanakkale olduğunu, tüm haklarının zamanında ödendiğini, fazla mesai ücreti, tatil ücreti ve her ne ad altında olursa olsun hak kazanıp da ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. .../..
2013/13022-19085 S.2
Mahkemece, davacının ve diğer bir kısım işçilerin son beş aylık dönemde ücretlerinin ödenmediği, bu yüzden davacılar ile işveren arasında tartışmalar yaşandığı, bunun üzerine davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve usulsüz olarak feshedildiği, dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklısı olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporunda hesaplanan fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarından %35 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshi ile muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı, bilirkişi raporu üzerine, 10.12.2012 tarihinde miktar yönünden dava dilekçesini ıslah etmiş, davalı vekili, kendisine 02.01.2013 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı süresi içinde 09.01.2013 tarihinde, ıslah edilen miktarlar yönünden zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Mahkemece bu savunmaya değer verilerek ek rapor alınarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davalının zamanaşımı savunmaı değerlendirilmeksizin bilirkişi raporunda hesaplanan fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacağının aynen kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. .../..
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy