Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, Mart 2006 tarihinden itibaren davalının yanında muhasebe elamanı olarak çalıştığını, ilk 4 aylık sürede sigorta bildiriminin yapılmadığını, kendi isteği ile işten ayrılma talebinin yönetim kurulu başkanı tarafından kabul edilmeyerek bir ay daha çalıştırıldığını ve haklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücretinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının 08.06.2006 tarihinde işe başladığını, bir başka işyerinde iş bulduğunu, bu nedenle ayrılması halinde kıdem tazminatı alıp alamayacağını sorduğunda kendi isteği ile işten ayrılması nedeniyle kıdem tazminatı veremeyeceğini söylediğini, bunun üzerine davacının muhasebe kayıtlarında hatalı işlemler yapacağını ve kendisini işten çıkarttığında da kıdem tazminatı alacağını söyleyerek ay sonunda ayrılmaktan vazgeçerek bir ay daha çalışmaya karar verdiğini, bu bir aylık sürede beyannaneme ve defterlerde yaptığı hataların tutanakla tespit edildiğini, bu hataları kasıtlı olarak yapmış olabileceğini, ayrıca davacının son bir ay içinde kendisine karşı kaba davranışları olmuş ise de kendisine tazminat vermek istemediği için işten çıkarmadığını, kendi isteği ile işten ayrıldığından kıdem tazminatı talep hakkı olamayacağını, yıllık izinlerini kullandığını, fazla çalışmasının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. .../..
Mahkemece, davalı tanığı ...'ün beyanından ve tüm dosya kapsamından davacı ile davalının tartıştıkları, davalının, davacıya iş vermediği, dolayısıyla davalının, davacının iş aktini haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiği, bu nedenle davacının kıdem tazminatına hakkı bulunduğu, kullanılmayan yıllık izinleri nedeniyle yıllık izin ücreti talebinin kabulü gerektiği, davacının fazla çalışma yaptığının kanıtlanamaması nedeniyle bu talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece, davacı ile davalının tartıştıkları, davalının, davacıya iş vermediği, dolayısıyla davalının, davacının iş aktini haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiği gerekçesi ile davacının kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, kendi isteğiyle işten ayrılma talebinin davalı tarafından kabul edilmediğini, bir ay daha çalıştırıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. Davacı yargılama aşamasında alınan beyanında, bir yılı aşkın süredir zam alamadığını, ücretinin 750,00 TL olduğunu, bu durumu davalıya söylediğinde davalının işten çıkartma politikası izlediğini, 2008 yılı Ekim ayında ücretine zam istediğini, davalının "Benim sana yapabileceğim budur, bundan daha fazla bir şey yapamam" dediğini, davalıya iş arayacağını bildirdiğini ve izin alarak... Şirketi ile iş görüşmesine gittiğini,...'tan olumlu cevap gelince davalının "İşler yarım kalmasın, Kasım ayının sonuna kadar kal, bütün haklarını vereyim" diye ricada bulunduğunu, haklarını almak için bunu kabul ettiğini, Kasım ayının sonunda kendisini aradığını, Aralık ayında çalışmaya devam edip etmeyeceğini sorduğunu, davalının çalışmasına gerek olmadığını söylediğini, bu arada...'taki işi kaybettiğini belirtmiştir.
Davalı ise, davacının bir başka işyerinde iş bulduğunu, bu nedenle ayrılması halinde kıdem tazminatı alıp alamayacağını sorduğunda kendi isteği ile işten ayrılması nedeniyle kıdem tazminatı veremeyeceğini söylediğini, bir süre daha çalıştıktan sonra işten ayrıldığını savunmuştur.
Dinlenen davalı tanıklarından Yaşar Dinç, davacının en son faturaları almak için işyerine geldiğinde ayrılacağını söylediğini, tahminine göre ücretinin yetersiz geldiğini beyan ederken davacıyla aynı işyerinde çalışan diğer davalı tanığı ... ise davacının Ekim ayının ortalarında işverene ücretinin yetmediğini söylediğini ve bir hafta kadar sonra işverenden izin alarak ...'a iş başvurusu için gittiğini, birkaç gün sonra da .../..
kendisinin iş başvurusunun kabul edildiğine dair ...'tan mail geldiğini, davacının bu durumu davalıya Ekim ayının sonunda söylediğini, davalının davacıya yaptığının doğru olmadığını, yeni eleman bulması için kendisine Kasım ayının sonuna kadar müsaade etmesi gerektiğini söylediğini, davacının da Kasım ayı sonuna kadar çalıştığını, ayrıca ... ile görüşerek Kasım ayının sonunda işe başlayacağını bildirdiğini, ... ile yaptığı görüşme sonunda şirketin bunu kabul ettiğini, davacının yaptığı hatalı işlemler nedeniyle davalının bir iki gün davacıyı başka masada oturttuğunu, ancak daha sonra davacının önceki gibi çalışmaya devam ettiğini söylemiştir. Bu kanıt durumuna göre, davacının, taahhüt edildiğini ispat edemediği ücret zammının verilmemesi ve ...'ta iş bulması nedeniyle işten kendi isteği ile ayrıldığı açık ve net olarak anlaşılmıştır. Bilindiği üzere ücret zammı verilmemesi işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı bahşetmez. O halde taraflar arasındaki iş sözleşmesi davacının haklı nedene dayanmayan feshi ile sona ermiştir. Fesih bozucu yenilik doğuran bir işlem olup açıklanmakla sonuçlarını doğurmuştur. Davalı beyanı ve bu beyanı doğrulayan tanık Onur'un anlatımıyla da, davacının sadece ihbar öneli süresi içinde çalışmaya devam ettiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, davacının davalının kendisine iş vermemesi nedeniyle davalının iş akdini haklı nedene dayanmaksızın feshettiği yönündeki mahkeme kararının gerekçesinin ise tanık anlatımları karşısında hukuki geçerliliği bulunmadığı gibi bu yöndeki bir kabulün hayatın olağan akışına da uygun düşmediği açıktır. Davacının ücret zammı verilmemesi nedeniyle başka bir işyerinde çalışmak için iş akdini haklı nedene dayanmadan sona erdirdiği sabit olduğundan kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
O halde davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy