Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde 01.04.2009 tarihinden 01.10.2011 tarihine kadar şube sorumlusu olarak çalıştığını, iş akdinin haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile kıdem ve ihbar tazminatı ile, fazla çalışma, hafta tatili,genel tatil ve ikramiye prim alacaklarının fesih tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıya kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin karşılığının ödendiğini, davacının taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 2 yıl 6 ay kıdeminin bulunduğu,iş akdinin işveren tarafından haksız ve önelsiz olarak feshedildiği böylece davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ancak kıdem tazminatının dava açıldıktan sonra davalı tarafça davacıya ödendiğinden kıdem tazminatına ilişkin davanın konusuz kaldığı davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatillerde çalışma olgusunu ispatladığı, hafta tatili ücreti ve ücret alacağının ödendiğinin ispat külfeti kendisinde olan işveren tarafından usulüne uygun ispat edilemediği gerekçesiyle mahkemece itibar edilen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. .../..
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; davalı tarafından dosyaya sunulan bir kısım imzalı ve imzaları davacı tarafından inkar edilmeyen ücret bordrolarında fazla mesai ücreti ödemesi bulunduğu görülmektedir. Davacı aynı değerde delillerle daha fazla çalışma yaptığını ispat edememiştir. Fazla çalışma ücreti ödenen 2010/3 ayının hesaplamada dışlanması gerekirken, tanık beyanlarına göre hesaplanan fazla çalışma ücretinden yapılan ödemelerin mahsubu suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
3-Davalı tarafça yapılan 4.489.43 TL'lık ödeme 24.10.2011 tarihinde yapılmış olup kıdem tazminatı+yıllık izin olarak ödenmiştir. Dava 11.11.2011 tarihinde açılmış olup, ödeme dava açılmazdan önce yapılmıştır. Bu miktarın dava konusu alacaklara yönelik yapılan mahsup oranları itibariyle reddine karar verilmesi ve ödeme miktarı dikkate alınarak davalı yararına reddedilen miktar üzerinden avukatlık ücreti verilmesi ve yargılama giderleri hesabında da bu reddedilen miktarın kabul ve red oranının belirlenmesinde dikkate alınması gerekirken dava açıldıktan sonra ödendiği ve dava konusuz kaldığı gerekçesiyle bu
konuda karar verilmesine yer olmadığına, şeklinde karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Mahkemece ihbar tazminatına hükmedilirken davacı talebi dışına çıkılarak 1.567.93 TL net ihbar tazminatı yerine 1657.93 TL'ya hükmedilmesi de hatalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy