Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde vakumlama işçisi olarak çalışırken iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiş, verdiği 16.6.2010 tarihli dilekçe ile dava sebebini ıslah ettiğini bildirerek iş akdinin davacı işçi tarafından işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini bildirmiştir.
Davalı, davacının tüm haklarının ödendiğini ve iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, feshin fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi nedenine dayalı olması, aksinin ispat yükümlülüğünün ise davalı işverene ait olup, bu konuda belgenin ibraz edilmemesi, ayrıca yaygın Yargıtay içtihatları uyarınca, uzun süre çalışan bir kimsenin, tazminat haklarını ortadan kaldıracak biçimde iş akdini sona erdirmesinin hayatın olağan akışına ters düşeceği dikkate alınarak, davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iki kez ıslah talebinde bulunup bulunmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır.
Bu bağlamda, HMK 176. Maddesinin 2. Fıkrası gereği yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Aynı davada taraflar ancak birkez ıslah yoluna başvurabilir.
HMK'nn 178.maddesinde ıslah eden tarafın, ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, aksi halde ıslahın yapılmamış sayılacağı bildirilmiştir.
Somut olayda mahkemece davacının dava sebebini değiştirerek 16.6.2010 tarihinde yaptığı ilk ıslah talebi ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan, gerekirse ıslah harcı ve dava sebebini ıslah etmesi nedeniyle o tarihe kadar yapılan tüm yargılama giderleri yatırtılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de ; davacının 2.kez harç yatırarak miktar yönünden yapılan ıslah talebinin kabulü ile ıslah edilmiş miktarlar yönünden karar verilmesi ve esasen davacının ıslahla değiştirilmiş dava gerekçesine göre iş akdini kendisinin feshettiğini bildirmesine rağmen ihbar tazminatına hükmedilmiş olması da hatalı olmuştur.
3- Hüküm altına alınan ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünden ödeme belgesi niteliğinde dosyaya sunulmuş olan bordrolara göre yapılan ödemelerin bulunduğu ayların dışlanarak hesap yapılması gerekirken tüm dönem yönünden hesap yapan hatalı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 9.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy