Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatma tazminatının beş aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı davalı işverenin ... müdürü olarak 6 yıl 6 ay süreyle çalışmıştır. İş sözleşmesi davalı işverence 26.06.2012 tarihinde yabancı bir müşteriye çıkartılan kartı müşteriye vermeyerek müşterinin yapmış olduğu alışveriş puanlarını kullandığı, 02.02.2012 tarihinde müşterinin yapmış olduğu nakit ödemenin , sistem üzerinde ödeme değişikliği yapmak suretiyle eşine ait kredi kartından taksitli olarak ödediği ve kendisine nakit para temin ettiği, bu eylemin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığı, doğruluk ve bağlılığa aykırı hareket etmesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-e maddesi uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde...müşterilerinin misafirlerinin ve yakınlarının parası alınmadan alışveriş yapabildiğini ve
ödemenin daha sonra ...müşteriler tarafından yapıldığını, işyerinde böyle bir uygulamanın olduğu belirterek , ...müşterilerden olan...’ın gönderdiği müşterilerin alışveriş yaptığını, fatura kesebilmek için ödeme yapılması gerektiğini, kendisine ait kredi kartı olmaması nedeniyle eşinin kredi kartını kullandığını, daha sonra...’ın ödemeyi yaptığını, kendisine ait olmayan karta puan yüklenmesi olayı ile ilgili ise savunmasının dahi alınmadığını belirtmiştir.
Davalı ise fesih bildiriminde belirtilen olayların 07.06.2012 tarihli iç denetim raporu ile sabit olduğunu, fesih işlemi için davacının yıllık izinden dönüşünün beklendiğini ve 26.06.2012 tarihinde fesih işleminin yapıldığını, işyerinde ...uygulamasının olmadığını , olduğu kabul edilse dahi davacının ücretini almadan ürün satabilmesi için yöneticisinden izin alması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, davacının eylemlerini doğruluk ve dürüstlükle bağdaşmayan eylemler olarak nitelendirilemeyeceğinden haklı nedeninin ispatlanamadığı belirtilerek davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Davacı 05.04.2012 tarihli savunmasında olay günü ... hanımın akrabalarının alışveriş yaptığını, ve parasını almamasını ... hanımın söylediğini, ödeme konusunda onu kıramadığını, ve ödemeyi kendi üzerindeki para ile yapmak istediğini, ancak o an üzerinde para olmadığından , üzerinde bulunan eşinin kredi kartı ile ödemeyi yaptığını , bu olayın ... hanıma sorulabileceğini belirtmiştir.... davacı ... olarak verdiği beyanında, eşinin ...Belediye Başkanı olduğunu, misafirleri geldiğinde davalı mağazadan alışveriş yaptıklarını, daha sonra kendisinin mağaza müdürüne ödemeleri yaptığını, çoğu zaman nakit olarak ödeme yaptığını, 2 Şubattaki olayla ilgili olarak tanıdıklarının nasıl alışveriş yaptığını bilmediğini beyan etmiştir. Davalı işyerinde 17 gün çalışması bulunan davacı ...... satış danışmanı olarak çalıştığını , işyerinde ...müşterilere özel imkanlar tanındığını , ...müşterilerden bu tür talepler geldiğinde yönetici olan...’a haber verildiğini ve onun da gerekeni yapın dediğini belirtmiştir. Davalı ... işyeri operasyon müdürü Bülent Uzman, yaptırdığı incelemede mağaza müdürü olan davacının alışveriş yapan bir müşterinin işlemi bittikten sonra işlemini değiştirip kredi kartına dönüştürdüğü ve nakdi kasadan aldığını tespit ettiklerini, ayrıca yapılan incelemede davacının işyeri kartı olmayıp alışveriş yapan müşteriler için kendisinde bulundurduğu karta puan yüklediği ve puanı daha sonra harcadığını, işyerinde kesinlikle ...müşteri ../.
uygulamasının olmadığını, davalı ... ... ise merkez ofiste iç denetim uzmanı olarak çalıştığını, şubede inceleme yaptığını, ve davacının nakit yapılan bir işlemi iptal ederek kredi kartlı ve taksitli işlem olarak değiştirdiğini, ve yabancı bir müşteriye ait olan puan kartını kullanarak, bu karta sahip olmayan müşterilerin alışverişlerinden puan topladığını ve bunu daha sonra kullandığını tespit ettiklerini beyan etmiştir. Dosyadaki tüm bu deliller ışığında davacının işyeri uygulaması olmadığı halde özel müşterilerin tanıdıklarına ve akrabalarına karşılığını almayarak satış yaptığı ve bunu daha sonradan ilgili müşterilerden tahsilini yaptığı, bu işlemin de kredi kartı ile satış yapılıp daha sonra peşin para alınması suretiyle yapıldığı sabittir. Hal böyle olunca davalı işveren açısından iş sözleşmesinin işçinin doğruluk ve dürüstlükle bağdaşmayan eylemi uyarınca haklı nedenle ve tazminatsız olarak feshetme hakkı doğmuştur. Ancak davalı olayla ilgili olarak davacının 05.04.2012 tarihinde savunmasını almış ve 07.06.2012 tarihinde ise iç denetim incelemesini tamamlamıştır. Sözleşmenin feshini ise 26.06.2012 tarihinde gerçekleştirmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun “... Fesih Hakkını Kullanma Süresi” ni düzenleyen 26 .maddesinde fesih hakkının haklı nedenin öğrenildiği tarihten itibaren 6 iş günü geçtikten sonra kullanılmaz hükmü yer almaktadır. Hal böyle olunca olayla ilgili iç denetimini 07.06.2012 tarihinde bitiren işveren 6 iş günlük süre geçtikten sonra iş akdini haklı nedenle feshetmiştir. Dolayısıyla işveren 6 günlük hak düşürücü süreyi geçirmiştir. Bu nedenle davalı açısından haklı nedenin varlığından söz edilemeyecektir. Ancak davalı haklı nedenle fesih hakkını süresinde kullanamasa da feshe konu eylemlerin geçerli fesih nedeni oluşturacağı tartışmasızdır. Hal böyle olunca iş sözleşmesinin feshi geçerli sebebe dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 24.30 TL harçtan peşin yatırılan 21.15 TL peşin harcın mahsubu ile ../.
kalan 3.15 TL bakiye karar ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı toplam 105,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan ....ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 12.09.2013 tarihinde KESİN olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy