Mahkemesi : Çorum 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 28/02/2013
Numarası : 2011/5-2013/222
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, davalının işyerinde 23/01/2009- 01/12/2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş aktinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz şekilde sonlandırıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil, asgari geçim indirimi, eksik ücret ve ücret alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı cevabında iş aktinin davacının işyerinde başka bir işçiye tokat vurması sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işveren tarafından iş aktinin haklı nedenlerle feshedildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı ile tanık beyanları esas alınarak diğer alacakların kısmen kabülüne karar verilmiştir.
İş aktinin işveren tarafından feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödeme gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24. ve 25. Maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. Maddede belirtilen usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26. Maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. Maddesinde ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde işverenin varlığı halinde işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (d) alt bendinde "İşçinin, işverenin başka işçisine sataşması" nın da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir.
Somut olayda, davacı işçinin işyerinde 06/12/2010 günü F. Ç.. isimli bir başka işçiyle kavga ettiği ve ona tokat vurduğuna dair tutanak düzenlenmiştir; aynı tarihli ve el yazılı savunmasında davacı olayı doğrulamıştır. Davalı işveren bunun üzerine 4857 sayılı Kanunun 26. Maddesindeki hak düşürücü süre içinde 4857 sayılı Kanunun 25/II. Maddesine uygun olarak iş aktini haklı nedenle ve derhal feshetmiştir.
Mahkemece, davacı yararına ihbar ve kıdem tazminatına hükmedilmesi yukarıda anılan genel ilkelere aykırı olup isabetsiz olmuştur.
3-Davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı ile fazla mesai yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Davacı bu alacak isteklerinin ispatı açısından tanık beyanlarına, davalı ise kapı giriş-çıkış kayıtlarına dayanmış ancak dosyaya söz konusu kayıtları sunmamıştır.
Mahkemece davacı tanıklarının beyanları esas alınarak fazla mesai ücreti ve ulusal bayram, genel tatil alacaklarının kısmen kabülüne karar verilmiştir.
Dava, 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte bulunduğu dönemde açılmış olup davalı tarafından delil olarak dayanılan ancak sunulmayan kapı giriş-çıkış kayıtlarının mahkemece getirtilip incelenmesi, fazla çalışma ücreti, bayram tatili ve genel tatil alacaklarının buna göre belirlenmesi gerekir.
Anılan yön gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcınnın istek halinde davalıya iadesine, 13/02/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy