Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde çalışırken iş sözleşemesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, imzaladığı ibraname ile işvereni ibra ettiğini savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre ibranameye değer verilerek davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilinin temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2012 tarihli ilamı ile özetle, “..Savunmadaki çelişki ile İşten Ayrılma Bildirgesi’ndeki açıklamalara göre iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sona erdirildiği ve fesih sırasında ihbar önellerine uyulduğunu davalı işverenin kanıtlamadığı gözönüne alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerekir. Kaldı ki; iş yerinde 6 yılı aşkın çalışması bulunan davacının doğmuş ve doğacak işçilik alacaklarını gözardı ederek ve haklı neden bulunmadan işten kendisinin ayrıldığının kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Dosyada mevcut ibraname savunma ile çeliştiği gibi, 31.12.2005 tarihini taşımaktadır. Davacının iş yerinde 31.01.2006 tarihine kadar çalıştığı gözönüne alındığında çalışırken alınan ibranameye değer verilemeyeceğinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile taleplerin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.“ gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, bozma kararı öncesinde toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna itibarla davanın kısmen kabulü ile, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, milli bayram ve genel tatil, hafta tatili çalışma ücretlerinin davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Kıdem tazminatının miktarı ihtilaflıdır.
Mahkemece bilirkişi raporu benimsenerek hesap edilen kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Davacının kıdem tazminatına hak kazandığı hükmüne uyulan bozma kararı kapsamında ihtilaflı olmaktan çıkmıştır. Ancak dava ve fesih tarihi dikkate alındığında ibranameye ilişkin yeni düzenlemeler getiren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlüğünden önceye ait ibranamenin miktar içeren kısmı itibari ile makbuz olarak kabülü gerekir. Dosya içinde bulunan davacının imza inkarında bulunmadığı, işe girerken boş olarak alındığını ispat edemediği ibranamede davacıya 2.930,86 TL kıdem tazminatı ödendiği yazılıdır. Davacı sadece 600,00 TL aldığını kabul etmiştir. Bu nedenle davacının aldığını kabul ettiği 600,00 TL hesap edilen kıdem tazminatından mahsup edilmelidir. Geri kalan kısım bakımından ise davalı işverenin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmalı, davacıya bu miktarın ödenip ödenmediği araştırılmalı, bu konuda gerekirse konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmalı ve hasıl olacak sonuca göre kıdem tazminatı alacağı bakımından hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacı vekili davacının hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek alacak talebinde bulunmuştur.
İddiasını ispat etmekle yükümlü olan davacı taraf tanık deliline dayanmış, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu tanık anlatımlarına itibarla davacı yararına hafta tatili ile milli bayram ve genel tatil çalışma ücreti hesap edilmiştir.
Davalı tanıkları savunmayı teyit eder nitelikte beyanda bulunmuş olup beyanına itibar edilen davacı tanıklarından biri davacının akrabası aynı zamanda davalı iş yerinin müşterisidir. Diğer davacı tanığı ise komşu işyerinde çalışan bir kişidir. Her iki tanık da davacı ile aynı işyerinde çalışan iş yerinin çalışma düzenini ve davacının mesai gün ve saatlerini bilen kişiler değildir. Dışarıdan gözleme dayalı bilgilerini aktarmışlardır. İş yerinin ve davacının çalışma düzenini bilmesi mümkün olmayan davalı işyerinde davacı ile birlikte çalışmamış tanık beyanlarına göre hafta tatili ile milli bayram ve genel tatil çalışması yapıldığının kabulü ile alacak hesaplanması yerinde değildir. Kaldı ki davacı tanıklarının beyanları arasında çelişki vardır. Bu nedenle davacı iddiasını usulünce ispat edemediğinden hafta tatili ile milli bayram ve genel tatil çalışma ücreti taleplerinin reddi yerine kabulü isabetsiz olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy