Mahkemesi : Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi : 22/05/2012
Numarası : 2011/540-2012/162
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan İ.. A.., K.. A.., A.. A.. ve A.. A.. tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Muhtesat aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiği açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhtesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin davada taraf olmaları zorunludur.
Dosyada mevcut kadastro tespit tutanağı içeriğinden dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın E.. A.. adına, kargir ev ve arsası niteliği ile tespit edildiği ve tespitin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, belirtilen taşınmaza ait güncel tapu kaydı ile adı geçene ait mirasçılık belgesi ve ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasının aslı veya onaylı örneği de getirtilmediğinden tespit maliki olarak gözüken E.. A..'un ölü olup olmadığı, ölmüş ise davada yer alan taraflar dışında başka mirasçısının bulunup bulunmadığı ve var iseler ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında davaya konu muhtesatların davacı tarafa ait olduğunu kabul edip etmedikleri anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca davada taraf koşulunun oluşup oluşmadığı belli değildir. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Taraf koşulunun oluşup oluşmadığı belirlenmeden eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Diğer taraftan; 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği tartışmasızdır. Davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığının belirlenmesi halinde salt bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekir, davanın esasına girilemez. Bu halde davalı tarafın davayı kabulü dahi sonuç doğurmaz.
O halde, öncelikle dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydı ve ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyası getirtilmeli, tapu kayıt maliki ya da maliklerinin taraflar dışındaki mirasçı paydaşlarının ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında dava konusu muhtesatın davacı tarafa ait olduğunu açık bir biçimde kabul edip etmedikleri duraksamasız belirlenmeli, muhtesatın davacı tarafa ait olduğunu kabul etmeyen başka mirasçı paydaşlar bulunuyorsa bunların, ölmüş iseler mirasçılarının davada taraf olmalarının zorunlu olduğu düşünülerek davada taraf olarak yer almaları sağlanmalı, yargılamaya geldiklerinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, dava konusu ev niteliğindeki muhdesatın kadastro tespiti sırasında mevcut olan muhdesatla aynı olduğunun belirlenmesi halinde somut olayda bu muhdesat yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği de düşünülmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece taraf koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, az yukarıda isimleri geçen davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05/06/2014 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy