Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 66 ve 111 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 63,92 m2 ve 596,65 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve bağışlamaya dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 66 parsel sayılı taşınmazın 53,33 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına, geriye kalan 10,59 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi, dava konusu 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise 517,85 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına, geriye kalan 78,80 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 101 ada 66 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.11.2011 günlü rapor ve haritada gösterilen 10,59 m² yüzölçümündeki bölümü ile 111 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 78,80 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin davacı Hazine'nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 158 ve 161 sayılı tapu kayıtları ile dayanak kayıtların haritası kapsamında kalmadığı, taşınmazların bu bölümleri üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılankeşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın bir bölümünün davacı Hazine adına tesciline karar verildiği halde kabul edilen bu bölümün hangi ada ve parsel numarası ile tapuya tescil edileceğinin hüküm yerinde gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratılması, ayrıca mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı Kadastro Mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” yasal düzenlemesine rağmen davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunması, yine davacı Hazine'nin taşınmazların arzına yönelik dava açtığı, taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatlara yönelik bir davasının bulunmadığı gözetilmeksizin davacı Hazine adına tescile karar verilen taşınmaz bölümleri üzerinde bulunan muhdesatların davalıya ait olduğunun 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19.maddesi uyarınca tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmemesi hususları isabetsiz; davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de; yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 1 nolu bendinin (b) ve (d) bentlerinin 2.satırlarında ayrı ayrı yazılı bulunan “ iptali ile “ sözlerinden sonra gelmek üzere araya “aynı adanın son parsel numarası verilerek” sözlerinin yazılmasına, ayrıca hükmün 2, 3, 4 ve 5 nolu bentlerinin hüküm yerinden tamamen çıkartılmasına, yerine 2. bent olarak "Davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, ayrıca davacı Hazine lehine 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36/A maddesine göre vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” sözlerinin yazılmasına, ayrıca hükmün 1 nolu bendinin (b) paragrafının 2 ve 3.satırlarında yazılı bulunan “Hazine adına KAYIT VE TESCİLİNE” sözlerinden sonra gelmek üzere hükme “taşınmazın bu bölümü üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki samanlığın”, hükmün 1 nolu bendinin (d) paragrafının 2 ve 3.satırlarında yazılı bulunan “Hazine adına KAYIT VE TESCİLİNE” sözlerinden sonra gelmek üzere hükme “taşınmazın bu bölümü üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki taş evin davalı .... a ait olduğunun 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmüne göre tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine” sözlerinin ayrı ayrı yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 12.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy