(506 S. K. m. 6, 108)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, 03.10.2011 tarihinde arkadaşı N. Ç.in düğünü için izin istediğinde ağır hakaretler edilerek işten çıkarıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatıyla bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işverenin mimarlık ve dekorasyon işi yaptığını, bu nedenle işin gerektirdiği ustaları, işin gerektirdiği sürece çalıştırdığını, taşeron olarak çalışan davacıya yaptığı iş bazında ücret ödendiğini, eser sözleşmesiyle çalışan davacının iş kazalarından korunmak için sigortasının yaptırıldığını, ücret bordrolarında çalıştığı gün kadar ücret ödemesi yapıldığını, davacının 03.10.2011 tarihinde işi bırakıyorum diyerek gelmemeye başladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiği ve diğer işçilik alacaklarının da ispatlandığı belirtilerek tüm taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda davacı 18.06.2007 -03.10.2011 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, davalı ise çalışmanın fasılalı olarak devam ettiğini, davacının çalıştığı dönemlerde sigortasının yaptırılmış olduğunu belirtmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının çalışmasının 28.08.2007-03.10.2011 tarihleri arasında kesintisiz olduğu kabul edilmiştir. Davacı tanığı N. Ç., 2007 yılında işe girdiğini ve davacıyla beraber ayrıldıklarını ve bu arada sürekli çalıştıklarını, davalı tanığı C. B. ise davacının işverenin aylıkçısı olduğunu, iş olduğu sürece çalıştığını ve iş olmasa bile aylığını aldığını belirtmişlerdir. Söz konusu tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davacının işyerinde sürekli bir çalışmasının olduğu anlaşılmaktadır. Ancak dosyaya sunulan ve davacının imzasını taşıyan imzalı ücret bordrolarına göre davacı 2009 yılı Haziran ayında 13 gün, 2010 yılı Mayıs ayında ise 10 gün çalışması bulunmaktadır. Söz konusu imzalı bordrolar davacının imzasını taşıdığından yazılı belge niteliğinde olup aksi tanık ve sair delille ispatlanamaz. Mahkemece davacının çalışmasının aralıksız olduğunun kabulü doğru ise de 2009 yılı Haziran ve 2010 yılı Mayıs ayları ücret bordrolarında ki çalışmanın da 30 gün üzerinden hesaplanması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının kendi imzasıyla kabulünde olan bu iki aylık dönemdeki çalışma süresinin bordrolarda belirtildiği gibi kabul ederek hizmet süresini belirleyip işçilik alacaklarını bu süreye göre hesaplatmak ve çıkacak sonuca göre hüküm kurmaktır. Bu husus gözetilmeksizin eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy