Mahkemesi : Gerede Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 10/10/2013
Numarası : 2013/47-2013/497
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar çalıştığını kendisine ödenmeyen alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında fazla mesai alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve davacının ödendiğini kabul ettiği mesai alacağının belirlenmesi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesine göre iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafından mahkemeye sunulan 26.09.2013 tarihli dilekçeye karşı davalı vekili süresi içerisinde zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Davacı vekili davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak açtığını bildirmediğinden kısmi dava olarak kabul edilmesi zorunludur. Kısmi davalarda ise, zamanaşımı, dava ve ıslah tarihine göre ayrı ayrı belirlenmelidir. Açıklandığı şekilde kısmi dava olarak açılan davada, davacı tarafından yargılamanın konusuna göre belirlenen bakiye fazla mesai alacaklarına ilişkin harç tamamlama şeklinde değerlendirilen dilekçesinin gerçekte ıslah niteliğinde bulunduğu ve buna bağlı olarak fazla çalışma alacağının zamanaşımına uğradığına dair davalı savunması değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
Bundan başka, davacı asil duruşmadaki beyanında “biz mesai ücretlerini 2/3 olarak alıyorduk yani 2,00 TL tutuyorsa biz 1,50 TL alıyorduk“ demiştir. Mahkemece bilirkişi tarafından tespit edilen mesai ücretinden %30 hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra 2/3 oranından indirim yapıldığı açıklanan hesaplama uyarınca karar verilmiş ise de, hem 2/3 oranındaki indirim doğru bir şekilde hesaplanmadığı gibi, hem de davacının alındığını söylediği oranlar arasında fark vardır. Fazla mesai 2,00 TL tutuyorsa biz 1,50 TL alıyorduk şeklindeki beyan ile, 2/3’ünü alıyorduk beyanı aynı olmayıp, hesaplamalarda farklı sonuçlar vereceğinden davacının ödendiğini kabul ettiği kısım doğru bir şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy