Mahkemesi : Bursa 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 01/04/2014
Numarası : 2012/63-2014/156
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalı işyerinde 2010 yılının Mart ayında tır şoförü olarak işe başladığını, işe başladığı tarihten itibaren maaş ödemelerinin iki ay kadar gecikmesi ve bu durumun her ay tekrarlanması üzerine işvereni ile maaşını düzenli alabilmek için konuşmaya çalıştığını, fakat işine gelmiyorsa gidersin şeklinde bir tepki ile karşılaştığını ve sonuçta 11/04/2012 tarihinde haklı bir nedene dayanmadan, bildirimsiz ve tazminatsız olarak iş akdinin sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının 12/04/2012-13/04/2012 tarihleri arasında amirlerinden izin almaksızın veya amirlerine bilgi vermeksizin işe gelmediğini, bu durumun tutanakla tespit edilerek ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davacı tarafça yapılan devamsızlığı haklı kılacak nitelikte herhangi bir belge ibraz edilmemesi nedeniyle iş akdinin haklı nedenle önelsiz ve tazminatsız şekilde sona erdirildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunun 25/II maddesine göre davalı tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla mesai ve resmi tatil ücreti tahakkuku olan ayların karşılığının banka kanalıyla ödenmesi nedeniyle tahakkuk olan ayların fazla mesai ve resmi tatil hesabında dışlandığı belirtilmiştir. Ancak davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tahakkuk olan ayları belirterek tahakkuk olan ayların hepsinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda hangi aylarda tahakkuk olduğu ve dışlandığı yönünde bir açıklama bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece bilirkişiden denetime elverişli şekilde ve davalının itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor alınarak davacının alacaklarının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının çalışma süresinin 1 yıl 11 ay 20 gün olduğu, emsal Yargıtay kararlarına göre 11 ayın üzerinde çalışma olduğunda yıllık izin ücretine hak kazanıldığının kabul edildiği, bu nedenle davacının 28 gün yıllık izne hak kazandığı kabul edilmiş ise de davacı mevsimlik işçi değildir. Yasa gereği davacının 14 gün yıllık izne hak kazandığı sabit olup 28 gün üzerinden yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 22/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy