Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe İade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili müvekkilinin, 01.01.2004-11.02.2013 tarihleri arası davalı belediyenin alt işvereni şirketler nezdinde çöp kamyonu şoförü olarak çalıştığını, 01.02.2013-10.02.2013 tarihleri arasında raporlu olduğunu ve rapor bitim tarihi olan 11.02.2013 tarihinde işe başlatılmadığını bugüne kadar yazılı veya sözlü ihtar almadığını, iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz nedenlerle işverence sözlü olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili davacının belirtilen tarihlerde raporlu olduğunu ancak raporun bitiminden itibaren davacının 11,12,13.02.2013 tarihlerinde işe gelmediğini bu nedenlerle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, davalı ... vekili ise davacının diğer şirket işçisi olup belediye işçisi olmadığını, belediyenin ihale makamı olup sorumluluğunun bulunmadığını davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının iş aktinin devamsızlığı nedeniyle 4857 sayılı Kanunun 25.maddesine uygun olarak haklı sebeple feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması nedeniyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
İşçinin işe devamsızlığı, her durumda işverene haklı fesih imkanı vermez. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması halinde, işverenin derhal ve haklı nedenle fesih imkanı bulunmamaktadır. İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin ya da yakınlarının ölümü veya hastalığı, işçinin tanıklık ve bilirkişilik yapması gibi haller, işe devamsızlığı haklı kılan nedenlerdir. Mazeretin ispatı noktasında, sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilmelidir.
Somut olayda davacının 01.02.2013-10.02.2013 tarihleri arası raporlu olduğu davalı tarafın da kabulündedir. Davacı rapor dönüşü olan 11.02.2013 günü işe gittiğini ancak işe başlatılmadığını davalı taraf ise davacının rapor sonrası 11.12,13.02.2013 tarihlerinde işe gelmediğini savunmuştur. Davacı tanıklarından işyerinde halen çalışan ... ile ... ve ... beyanları dikkate alındığında devamsızlık tutanaklarının davacının iş akdinin feshinden sonra tutulduğu anlaşılmıştır. Davacı raporlu olduğu süre içerisinde 05.02.2013-07.02.2013 tarihleri arası Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa muhalefet suçu şüphelisi olarak Jandarma nezaretinde kalmıştır. Davalı tanığının ifadesinde belirtilen cezaevine girme olayının bu durum olduğu dosyadaki belgeden anlaşılmaktadır. Bu tarihler davacının raporlu olduğu döneme ilişkindir. Kaldıki davalı tanığı da davalı şirket yetkilisinin davacının işten çıkartılmasını istediğini ve kendilerinin tutanak tutup davacıyı işten çıkarttıklarını ifade etmiştir. Yani tutanaklar fesihten sonra tutulmuştur. Tutanak tarihleri dikkate alındığında davacının rapor dönüşü işe başlatılmayarak iş akdinin feshedildiği ve devamsızlık tutanaklarının fesihten sonra düzenlenip bu tutanaklara itibar edilemeyeceği ortadadır. Bu nedenle davalı işverence davacının iş sözleşmesinin feshi haklı ve geçerli bir nedene dayanmamaktadır. Bütün bu hususlar dikkate alınarak davacının davasının kabulü ile işe iadesine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, davalının bu yöndeki temyiz itirazının kabulü ile 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı Han İnş. Tem. Tur. Oto. Taah. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti. Işyerine İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olması kaydı ile ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi dikkate alınarak 5 aylık ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Harçlar kanununa göre alınması gerekli 25.20 TL peşin harçtan alınan 24.30 TL harcın mahsubu ile bakiye 0,90_TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına;
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nee göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 398.35 TL. yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan gider ve delil avansından artan miktarın ilgililere iadesine,
9-Temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy