Mahkemesi : KDZ.Ereğli 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 28/05/2014
Numarası : 2013/522-2014/204
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi geriği görülüşdü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının taşeronlar üzerinden davalı bünyesinde çalıştığı dönemler nazara alınmadan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin eksik hesaplanarak ödendiğini beyanla bakiye alacakların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının taşeronlar üzerinden çalışması ile ilgili davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının taşeron şirketten istifa ederek ayrıldığını alacaklarının eksiksiz olarak ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında talep edilen alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren, Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ıncı maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir.Keza yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshi ile muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir.
1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır.Ancak zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında on yıllık zamanaşımı süresi dolmuşsa önceki hizmet bakımından bu sürenin kıdem süresine eklenmesi suretiyle kıdem ve ihbar tazminatı tazminatı ile yıllık izin ücreti hesaplanması mümkün olmaz.
Somut olayda davacının davalıya ait işyerinde 3.3.1999 tarihinde işe başlamadan önce alt işverenler bünyesinde 17.2.1994-31.8.1994 ve 11.6.1998-1.3.1999 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır.Dava tarihi 25.9.2013 tarihi olup davalı taraf cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur.Şu halde yukarıda yapılan tespitler ışığında davacının davalıya ait işyerinde alt işverenler üzerinden yaptığı çalışmalar bakımıdan 11.6.1998-1.3.1999 tarihleri arasında yaptığı çalışma kesintisiz olarak davalı bünyesinde devam etmekle ve en son 7.1.2013 tarihinde sona ermekle toplam çalışma süresine eklenmesi doğru ise de; 17.2.1994-31.8.1994 tarihleri arasındaki çalışması zamanaşımına uğramıştır.Söz konusu dönemi de dahil etmek suretiyle talebe konu alacakların hesaplanıp hüküm altına alınması hatalıdır.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy