Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü :Alacak
Davacı vekili Daire kararının maddi hataya dayandığını ileri sürürek maddi hatanın giderilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin bahsi geçen maddi hata talebi üzerine dilekçe ve ekleriyle birlikte dosyayı incelenmek üzere Dairemize göndermesi gerekir. İlk derece mahkemesinin talebin reddi ya da kabulü şeklinde karar vermesi mümkün değildir. Bu nedenle maddi hatanın düzeltilmesi talebinin reddine dair mahkeme ek kararı bozulup kaldırılmalı, dilekçe ve ekleri incelenmelidir.
Davacı ... adına vekili Av. ... ile davalı ... adına vekili Av. ... Aralarındaki dava hakkında ....sliye Hukuk Mahkemesi'nden (İş Mahkemesi Sıfatı ile) verilen 01.02.2013 günlü ve 2009/67 Esas 2013/6 Karar sayılı kararı Dairenin 20.02.2014 gün ve 2013/16396 Esas 2014/4193 Karar sayılı kararı ile ONANMASINA karar verilmiştir.
Dairemiz kararında maddi hata yapıldığına dair dilekçede özetle; davacı ile aynı gerekçelerle işten çıkarılan ve dava açan .....isimli işçinin davasında verilen kararı 22 Hukuk Dairesi'nin TİS hükmü gereği davacının iş güvencesi kapsamında olması nedeni ile kötü niyet tazminatı talep edemeyeceği ve milli bayram ve genel tatil çalışma ücreti açısından raporun denetime elverişli olmaması nedeni ile bozduğu, bu davada ise kötü niyet tazminatı talebinin kabul edildiği, iki farklı mahkeme kararının hukuka olan güveni sarstığı, kaldı ki feshin haklı nedene dayandığı,TİS hükümlerinde yararlanamayacağı, zamanaşımı itirazının dikkate alınmadığı belirtilmiştir.
Dosya ve eklerinin yeniden incelenmesinde davacının üyesi olduğu sendika ile davalı ... arasında imzalanan TİS'nün 24.maddesinde işyerinde çalışan işçi sayısına bakılmaksızın işten çıkarılan işçiler hakkında iş güvencesi hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alındığı, davacı işçinin iş güvencesi kapsamında kalması nedeni ile kötü niyet tazminatı talep edemeyeceği, kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne ilişkin mahkeme kararının yerinde olmadığı anlaşıldı. Dairemizin kararının maddi hataya dayandığı görülmekle Dairemizin 20.02.2014 gün ve 2013/16396 Esas 2014/4193 Karar sayılı ONAMA KARARININ KALDIRILMASINA karar verilerek gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalı ...'de çalışırken iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem, ihbar ve kötü niyet tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesine haklı nedenle son verildiğini, iddialarının asılsız olduğunu savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının kötü niyet tazminatı talep edip edemeyeceği ihtilaflıdır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötü niyet tazminatı denilmektedir.
Kötü niyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Kanunda önemli değişiklikler öngörülmüştür. Kanun'un 17. maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, iş güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötü niyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
Somut olayda, davacının üyesi bulunduğu sendika ile davalı ... imzalanan ve fesih tarihinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 24. maddesinde, iş sözleşmesinin feshi halinde işyerinde çalışan işçi sayısına bakılmaksızın 4857 sayılı Kanun'un iş güvencesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesinde öngörülen iş güvencesi şartlarından olan işyerinde 30 işçi çalışmasına ilişkin hüküm işçi lehine nispi emredici hüküm niteliğinde olup TİS ya da bireysel iş sözleşmeleri ile işçi lehine olmak üzere 30 işçi sayısının düşürülmesi mümkündür. Bu itibarla Davacı iş güvencesi kapsamında olduğundan kötü niyet tazminatına hak kazanması mümkün değildir. Talebin reddi yerine kabulü hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 14.4.2014 tarihli ek kararının bozulup kaldırılmasına, davalının maddi hata talebinin kabulüyle Dairemizin 20.02.2014 gün ve 2013/16396 Esas 2014/4193 Karar sayılı ONAMA KARARININ KALDIRILMASINA, mahkemenin 01.02.2013 günlü ve 2009/67 Esas 2013/6 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya aidesine, 08.07.2014 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy