Mahkemesi: Antalya 2. İş Mahkemesi
Tarihi: 10/10/2013
Numarası: 2012/315-2013/505
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı işyerinde şube müdürü olarak çalıştığını, sözleşmenin haksız olarak işveren tarafından sonlandırıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkânı vermez .
Somut olayda davacı işyerinin Antalya Şube Müdürü olarak çalışmaktadır. İş sözleşmesi 27.06.2012 tarihinde, 21.06.2012 tarihinde gönderdiği e-malin bankanın devre mülk satışlarıyla ilgili olarak personelin iş heyecanını olumsuz etkilediği ve 22.06.2012 tarihinde insan kaynaklarına gönderdiği e-posta da dava açma ve şikayet etme gibi tehdit ve şantaj içeren ifadelerle bir takım çıkarlar öne sürmüş olması nedeniyle 4857 sayılı Kanunun 25/2,e,h bendi gereği haklı nedenle feshedilmiştir.
Dosya kapsamında davacının 21.06.2012 tarihinde gönderdiği devre mülk satışına ilişkin mail kapsamı itibariyle eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilebilir. Ancak 22.06.2012 tarihli mailde davacı işten ayrılmayı düşündüğünü, şubede hukuka aykırı işlemler yapıldığını, mecbur kalırsa dava açıp, BDDK ya gideceğini, bunlara gerek kalmadan tatlılıkla işi bitirmek istediğini yazmıştır. Ayrıca davacı 02.07.2012 tarihinde Türkiye Finans ta işe başlamıştır. Bu nedenle davacı gönderdiği bu mailde artık işten ayrılmayı kafasına koyduğu, ve mail içeriği ile de işverenine tazminatlarını almak amacıyla şantaja yönelik cümleler sarf ettiğinden artık işveren açısından doğruluk ve dürüstlük kuralı gereği iş akdini haklı nedenle tazminatsız olarak sonlandırma imkanı doğmuştur. Bu nedenle mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken haklı nedenin ispatlanamamış olması nedeniyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.